"Başkanlık Sistemi Konusunda Vereceğimiz Katkı Yoktur"

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Başkanlık sistemi ve partili cumhurbaşkanlığı konusunda vereceğimiz destek, sunacağımız herhangi bir katkı zamanın ve şartların ruhuna uygun olacak şekilde yoktur" dedi.

25-05-2016


Bahçeli, partisinin TBMM Grubu'nda yaptığı konuşmada gündemdeki konuları değerlendirdi. 1 Kasım Milletvekili Genel Seçimi'nin ardından, beklenen dirlik, refah ve kalkınmanın bir türlü gerçekleşmediğini belirterek, "Şurası açıktır ki Türkiye’miz çembere alınmış, tuzağa çekilmiş, dara düşürülmüştür" diyen Bahçeli, Türkiye'nin etrafındaki kuşatmayı, kirli, kanlı ve zalim olarak niteledi. Bahçeli, Türkiye'nin karanlık senaryolar, komplo teorileri, ekonomik açmazlar, sosyal sıkıntılar ve hukuki tartışmalarla çok vakit kaybettiğini bildirdi. AK Parti 2. Olağanüstü Kongresi'nde Genel Başkanlığa seçilen Binali Yıldırım'ı kutlayan Devlet Bahçeli, çatışarak bir yere varılamayacağını, kavgaya tutuşarak milli gayelere ulaşılamayacağını belirterek, bu anlamda Yıldırım'ı önemli ve tarihi bir sorumluluğun beklediğini anımsattı.

Bahçeli, şunları söyledi:
"Bizim asıl ve özenle üzerinde durduğumuz konu Sayın Binali Yıldırım’ın AKP’nin Olağanüstü Kongresi’nde yapmış olduğu konuşmanın içeriği, verdiği mesajların ana fikridir. Dikkatlerimizden kaçmayan bir diğer husus ise Sayın Davutoğlu’nun sitem ve şikayet dolu değerlendirmeleridir. Bir defa şunu kabul edelim ki Sayın Davutoğlu’nun görevi bırakması kendi ifadesiyle zaruretten kaynaklanmıştır. Fakat bu zaruri nedenlerin izah ve tavzihi yapılmamış, anladığımız kadarıyla hassasiyetten dolayı boşlukta bırakılmıştır. Elbette kendi takdirleridir, diyecek bir şeyimiz yoktur. Bir gün tarih bu dönemin gizemli ve şifreli yanlarını bütün çıplaklığıyla ortaya koyduğunda gerçekler de bir bir açığa çıkacaktır. Hakikatlerin deşifresi yaşananları tek tek ele verecektir. Sayın Davutoğlu’nun dediği üzere, arzusunun hilafına gelişen, mahşeri vicdanda rahatsızlık oluşturan siyasi olayları yorumlamak ağaca bakarken ormanı gözden kaçırmakla eş anlamlıdır."

Devlet Bahçeli, AK Parti’de yeni bir dönemin başladığını, "Yeni bir isim ve yeni bir soluğun iş başı" yaptığını vurgulayarak, "İktidar partisinin kendi iç dinamikleri doğrultusunda ve siyasi tasavvurları sonucunda bir yönetim değişimine gitmesi kendi bileceği bir konudur. Cumhurbaşkanı’nın olağanüstü kongreye tümüyle damga vurup gönderdiği mesajının ayakta ve pür dikkat dinlenmesi de AKP’lilerin tercihidir. Alan memnun, satan memnunsa bize yalnızca saygı duymak düşecektir" değerlendirmesinde bulundu.

Başbakan Binali Yıldırım’ın konuşmasında özellikle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yoğun sadakat vurgusu yaptığına dikkati çeken Bahçeli, şöyle konuştu:
"Aslında Sayın Yıldırım’ın kime sözcülük yaptığı ortadadır. Bizim için asıl tartışmaya ve konuşulmaya açık taraf Sayın Yıldırım’ın başkanlık sistemiyle ilgili görüş ve düşünceleridir. AKP’nin 2.Olağanüstü Kongresi başkanlık sisteminin hazırlık ve icrasına göre ayarlanmış, yönetim yapısı ve takip edilecek politikalar buna müzahir tecelli etmiştir. Sayın Yıldırım yaptığı konuşmada aynen şöyle demiştir: 'Bugün yapmamız gereken en önemli iş, fiili durumu yasal hale getirmek, anayasayı ve bu kafa karışıklığını sona erdirmektir. Bunun yolu da yeni bir anayasadır, yeni anayasada başkanlık sistemidir'. Sayın Yıldırım’a göre, deyim yerindeyse, Türkiye’nin her sorunu halledilmiş, milletimizin her ihtiyacı karşılanmış ve geriye yalnızca başkanlık sistemini tesis etmek kalmıştır. Bu anlayışa göre, yeni anayasayla kastedilen başkanlık sistemidir. Ve başkanlık sistemi yeni anayasanın ta kendisi olarak değerlendirilmektedir. Şayet bu amaç gerçekleşmezse partili cumhurbaşkanlığı teklifi sahneye sokulmak maksadıyla yedekte tutulmaktadır." 

Bahçeli, partisinin başkanlık sistemi konusundaki yaklaşım ve tutumunun net olduğunu ifade ederek, "Başkanlık sisteminin bize göre mahsuru çok" dedi. "Kahramanlıklarla temelleri kazılmış bir sistemi, 'fiilen değişti' demekle bozmak ve itibarsızlaştırmak, görevi ve makamı ne olursa olsun kimseye bir yarar sağlamayacaktır" diyen Bahçeli, sözlerine şöyle devam etti:
"MHP olarak Türkiye’nin tarihi hak ve çıkarlarını savunmaya, eksikleri gidermeye, tahribatları onarmaya hem hazırlıklı hem de kararlıyız. Ancak başkanlık sistemi gibi dibi görünmeyen kuyudan su içmeye ne irademiz, ne de isteğimiz vardır. Bunun aksine bizi zorlamaya, yönlendirmeye, baskı altına almaya hiç kimse tevessül etmemeli, ilkelerimizi ve sözlerimizi yutmamızı hiç kimse beklememelidir."

TBMM'de Türkiye’nin lehine olacak, milletimizi bir adım ileriye taşıyacak her samimi ve dürüst öneriye her zaman açık olduklarını ve gereğini yaptıklarını anlatan Bahçeli, "Şimdi bizden başkanlık sistemiyle ilgili olumlu tavır bekleniyor. Ve bizden partili cumhurbaşkanlığı konusunda iyimser ve yapıcı bir adım isteniyor. MHP sistem tartışmalarının çok ciddi badirelere yol açacağını görmektedir. Başkanlık sisteminin veya fiilen uygulansa da partili cumhurbaşkanlığının ileride aşırı bedellere mal olacağını bilmektedir" diye konuştu.

Ekonomiden sosyal hayata bir çok sorun bulunduğuna işaret eden Bahçeli, şöyle konuştu:
"Ekonomik göstergeler alarm vermekte, vatandaşımız giderek yoksullaşmaktadır. Çiftçimiz, esnafımız, memurumuz, işçimiz, küçük sanayicimiz ve emeklimiz zordadır. Mayıs ayında döviz yükselmiş, yabancı yatırımcılar kaçmaya başlamıştır. Gene kaybeden millet, gene kazançlı çıkan zillettir. Türkiye üretim yoksulu, yatırım yoksunudur. Ne var ki bunları konuşan yoktur. Yol yapılıyor güzel, köprü yapılıyor tamam, havalimanı inşa ediliyor ve hızlı trenler işliyor bunlara da diyecek yoktur. Fakat milletimiz hala açtır, hala işsizdir, hala gelirsizdir, hala adaletsizliklerle boğulmaktadır. Bunlar yetmiyormuş gibi, Türkiye’nin etrafındaki küresel gerginlikler giderek artmaktadır. Irak, Suriye ve sınırlarımızın hemen yanı başındaki kanlı tablo Türkiye’nin bekasını tehdit etmektedir. "

Bahçeli, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Sormak isterim ki Türkiye huzura ulaşacaksa, tek çare başkanlık mıdır? Türkiye uzaya mekik gönderdi de buna parlamenter sistem mi engel çıkardı? Türkiye çağ atlayıp muasır medeniyetler üzerine sıçrayacaksa bunun anahtarı başkanlık sistemi midir? Zenginliğin formülü, kalkınmanın sihri, büyümenin, yükselmenin, kudret kazanmanın yegane ilacı başkanlık sisteminde mi görülmektedir? Bu nasıl bir propaganda, nasıl bir algı oyunudur? Çift başlılıktan şikayet ediyorlar."

Devlet Bahçeli, başkanlık sistemine ilişkin, "Devlet hızlansın, hızlı karar alsın, patinaj bitsin" ifadelerinin kullanıldığını anımsatarak, parlamenter sistem revize edilerek de bu hedeflere rahatlıkla ulaşılabileceğini kaydetti. Bahçeli, "Bize göre çift başlılıktan yakınanlar, hızdan, süratten bahsedenler sanıyorum milletimizle alay etmekten hicap duymayanlardır" dedi.

Devlet Bahçeli, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Önemle bildirmek isterim ki başkanlık sisteminin doğası gereği yasama ve yürütme arasında paylaşılan iktidar ve onun ürettiği çift başlılık bugünkü sorunları emin olunuz mumla aratacaktır. Buna dair birçok örnek vermemiz mümkündür. ABD’de zaman zaman görüldüğü üzere, başkanın siyasi tercihlerini her adımda sorgulayan bir yasama lideri hükümeti kilitleyebilmektedir. Başkanlık sisteminde çift başlılık giderilmesi neredeyse, imkansız bir zorluk olarak mevcut bulunmaktadır. Bu durum başkanlık rejimlerinde zaman zaman etkinliğini tamamen yitiren hükümet uygulamalarına yol açmaktadır. Başkanlık sisteminin kabulüyle yasama, yürütme ve yargı arasındaki hassas denge bozulacak, güç bir elde toplanabilecektir. Her fırsatta söylediğim gibi, demokrasi ararken despotizm bulunması kaçınılmaz olacaktır.Bizim AKP hükümetine desteğimiz terörle mücadeleyle sınırlıdır. Başkanlık sistemi ve partili cumhurbaşkanlığı konusunda vereceğimiz destek, sunacağımız herhangi bir katkı zamanın ve şartların ruhuna uygun olacak şekilde yoktur." 

MHP Genel Başkanı Bahçeli, "Yeni kurulacak hükümetin önce terörün kökünü kazıması, Türkiye’nin belini doğrultması en içten beklenti ve tavsiyemizdir. Amaç bu olursa, AKP hükümeti korkmasın, Milliyetçi Hareket Partisi cesurca destekçisi olacaktır. Doğru yapılan ne varsa yanındayız, yanlışta da karşı çıkışlarımızı mutlaka sürdürecek, milletimizin hak ve hukukunu her daim müdafaa edeceğiz" diye konuştu. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Biz Milliyetçi Hareket Partisi'yiz. Kırmızı plaka uğruna kırmızı çizgilerimizi silemeyiz. AKP'den kurtulmak hesabına PKK'ya yanaşamaz, ihaneti temize çıkarmak için kökümüzden kopamayız" dedi.

TBMM'nin geçen hafta tarihi bir oylamaya sahne olduğunu ve girdiği sınavdan yüz akıyla çıktığını belirten Bahçeli, "Milliyetçi Hareket Partisi'nin 40 değerli milletvekili oylamalara eksiksiz ve tam katılım sağlayarak, milli vicdanın beklentisini harfiyen yerine getirmiştir. Şahsımın da fezlekesi bulunmasına rağmen, halkın ve Hakk'ın safında durmaktan dolayı bahtiyarım, kıvançlıyım. Çünkü bizim korkacak, saklanacak, yüzümüzü kızartacak hiçbir suçumuz yoktur. Çünkü bizim kararlarımıza ipotek koyacak, başımızı öne eğecek, ayağımıza dolanacak yanlışımız, ihanetimiz hamd olsun olmamış, olmayacaktır" diye konuştu.

Diyarbakır Dürümlü’de tonlarca bombaya kurban giden vatandaşların hesabını sormak için dokunulmazlık zırhının delinmesinin şart olduğunu kaydeden Bahçeli, şunları söyledi:
"20 Temmuz’dan bu yana 550 şehidimizin kanına giren katillerin sırtını sıvazlayan, terörist tabutlarını omuzlayan, otomobillerinin bagajlarında silah taşıyıp şerefsizlere övgüler yağdıran bölücüleri adalete teslim etmek için dokunulmazlık bariyerini yıkmak elzemdi. Gazi Meclis bunu yapmış, bunu başarmıştır. Teröre bulaşmış, teröriste yardım ve yataklık yapmış kim varsa şimdi derdini hakime anlatacaktır. Özellikle ilk tur oylamada CHP ile HDP'nin aynı çizgide buluşması ibretlik bir sonuçtur. CHP Genel Başkanı, milletvekili dokunulmazlığının bir defaya mahsus kaldırılmasıyla ilgili anayasa değişiklik teklifine 'evet' diyeceklerini daha önceden açıklamasına rağmen, bunun tam tersini yapmıştır. İkinci tur da zor oyunu bozmuş, bir kısım CHP milletvekili doğruyu görmüştür."

Partisinin Kandil'in yanına çekilmek istendiğini vurgulayan Bahçeli, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"7 Haziran Milletvekili Genel Seçimi sonrası yüzde 60'lık bloktan bahsediyorlar, iktidarın bu bloğun hakkı olduğunu söylüyorlardı. Milliyetçi Hareket Partisi'ni Kandil'in yanına çekmek istiyorlardı. Akıllarınca şahsıma başbakanlık öneriyorlardı. Yüzsüzce Milliyetçi Hareket Partisi'ni İmralı'nın vesayetine teslim etmeyi planlıyorlardı. Utanmadan Milliyetçi Hareket Partisi'ni tarihi rotasından çıkarıp bir iktidar uğruna PKK ile yan yana getirmeyi projelendiriyorlardı. Çok şükür başaramadılar, bugün olsa yine başaramazlar. Mehmetçiğin kanını döken hainleri kucaklayanlarla bir hükümet çatısı altında buluşmak bizim yok oluşumuz, 47 yıllık mirası inkar etmemizdir. Biz gerekirse bit için dam yakarız, yine de Türk düşmanlarıyla bir araya gelmeyiz. Senaryosu Türkiye hazımsızı çevrelerce yazılmış her tezgahı, her kumpası elimizin tersiyle iter, milli ülkülerimizden asla vazgeçmeyiz. Biz Milliyetçi Hareket Partisi'yiz. Kırmızı plaka uğruna kırmızı çizgilerimizi silemeyiz, AKP'den kurtulmak hesabına PKK'ya yanaşamaz, ihaneti temize çıkarmak için kökümüzden kopamayız."

MHP Genel Başkanı Bahçeli, doğalgaz rezervleri dolayısıyla Kıbrıs sorununun yeniden ele alındığını ve adada bulunan Türkler'in, düzenlenecek nüfus ayarlaması ile tekrar Türkiye'ye gönderilmesinin planladığını belirtti. KKTC'de Cumhurbaşkanı seçilen Mustafa Akıncı'nın, çözümün bu dönem elde edilmediği takdirde, gelecekte bu şansın yakalanmasının zor olduğunu ifade ettiğini anımsatan Bahçeli, şunları söyledi:
"Bu tutum Güney Kıbrıs Rum Kesimi tarafından makul karşılanmış ve BM gözetiminde yeni dönem müzakereler başlamıştı. BM'nin ilkesel olarak müzakerelere dair benimsediği yeni dönem stratejisinde öncelikle adada bulunan iki kesimin gerekli olan tüm konuları müzakere etme metodu kararlaştırılmıştı. Bu süreçte garantör ülkelerin uzak tutulacağı, ancak güvenlik ve güvence konularının ele alınacağı son aşamada konuya dahil edileceği anlaşılmaktadır. Görüldüğü kadarıyla, Doğu Akdeniz'de keşfedilen zengin doğalgaz ve petrol yatakları adada kalıcı barışın sağlanması yönündeki ivmenin birincil nedenleri arasındadır. Özellikle ABD yönetiminin Kıbrıs'a olan ilgisinin arka planında yatan gerekçelerin başında da bu gelmektedir. ABD'nin Kıbrıs sorununa yaklaşımı, Doğu Akdeniz'den çıkarılacak doğalgaz kaynaklarının Kıbrıs üzerinden Avrupa Birliği'ne taşınması temelinde şekillenmektedir."

MHP Genel Başkanı Bahçeli, şimdiye kadar yürütülen müzakerelerin "İki toplumlu, iki bölgeli federasyon" çerçevesinde gerçekleştirilmiş olsa da konuşulan meselelerin geçmişte masaya konulan ve "Büyük ölçüde sıkıntıları bulunan Annan Planı ile aynı ölçüde" olduğunu bildirdi. Bahçeli, değerlendirmelerine şöyle devam etti:
"Anlaşılacağı üzere masada bulunan planın öncekilerden bir farkı yoktur. Aradaki fark sadece müzakerelerin metodu ve yine geçmişe göre daha mahrem düzeyde seyretmesidir ki buradaki amaç da plana karşı oluşabilecek tarafların ve ilgili toplumların tepkisini mümkün olan en düşük seviyede tutabilmektir. Mülkiyet meselesi müzakerelerin en sıkıntılı alanı olma durumunu geçmişte olduğu gibi bugün de sürdürmektedir. Adada bulunan pek çok Türk’ün düzenlenecek nüfus ayarlaması ile tekrar Türkiye'ye gönderilmesi bahsi plan dahilindedir. Yine mülkiyet başlığı altında Rumlar'a verilecek son derece ağır tazminatlar müzakere edilen konular arasındadır. KKTC Cumhurbaşkanı Akıncı’nın tutumuna bakıldığında bu anlamda Türk tarafının neticeyi kabul ettiği, fakat bunun için başta ABD olmak üzere diğer taraflardan destek görmeyi arzu ettiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla müzakerelerde ele alınan konuların sonuçları hem Türkiye hem de adada bulunan Kıbrıs Türklüğü için büyük sıkıntılar doğuracaktır. Türkiye'nin bu kritik ve bunalımlı döneminde Kıbrıs Türklüğü'nün kaderine terk edilmemesi milli şereftir. Zira Kıbrıs Türk'tür, Türk'ün yurdudur ve Türk kalacaktır."

Devlet Bahçeli, Türkiye'nin önünde sosyolojik parçalanma, stratejik dağılma ve çözülme ile milli güvenlik ve asayiş sorunları bulunduğunu vurgulayarak, sözlerine şöyle devam etti:
"65. Cumhuriyet Hükümeti'ni, bu sorunlara kafa yorması, tedbir geliştirmesi ve direnmesi halinde tek başına bırakmayacağımızı, sağlam bir şekilde destek çıkacağımızı peşinen ifade etmeliyim. Büyük Türk milletinin kaderi üzerinde kumar oynayanların maksadı, Türkiye'yi ayrışma, ayrıştırma ve çatışma ortamına yönlendirmektir. İhtiyacımız olan, Türkiye’nin karşısına çıkartılan bu zorlu süreci yönetebilecek ve bu çok yönlü tehditleri bertaraf edecek vizyona, inanca, stratejiye, bağımsız karar mekanizmaları ve iktidar gücüne sahip olmaktır. Türkiye'nin, başka devletlerin izni ve müsamahası ile kurulmuş bir lütuf cumhuriyeti ve sömürge artığı olmadığı bir gerçektir."

Bahçeli, "Milliyetçi Hareket Partisi, Türk milletini, ortak bir tarihin sunduğu zemin üzerinde, birlikte yaşama arzu ve iradesini ortaya koyan, tarihi süreçte ortak bir kaderi paylaşma duygusunu ve gelecek ülküsünü taşıyan, milletler camiasında kendine has vasıf ve kimliğe sahip olduğuna inanan sosyal, tarihi ve kültürel bir bütün olarak mütalaa etmektedir. Bu itibarla, büyük Atatürk'ün 'Ne mutlu Türküm diyene' sözünde anlamını bulan millet gerçeği, Türkiyemiz'in bağımsız, güçlü ve demokratik bir ülke olarak ilelebet var olmasının da temeli ve olmazsa olmaz ön şartıdır" diye konuştu.

"Önümüzdeki dönem, önemli siyasi ve sosyal gelişmelere açık, gerilimlerle dolu yeni bir çatışma alanının yaklaştığına işaret etmektedir" ifadelerini kullanan Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Geren ve gerilen arasındaki ince çizgi kopma noktasına gelmeden gösterilecek hassasiyete büyük gereklilik vardır. Bölücü emelleri için Türkiye'yi karanlık bir tünele zorla itmek isteyenlerin hesaplarını boşa çıkarmak da hepimizin ortak sorumluluğu olmalıdır. İnanıyorum ki Türk milleti, böylesi bir ülkü birliğiyle, sağduyu, irfan ve basireti gösterecek ve ne derece vahim olursa olsun her felaketi aşacak güce sahip olduğunu dosta ve düşmana bir kez daha ispat edecektir."

İlginizi çekebilecek diğer haberler