"Biz Türkiye'nin Her Yerindeyiz Her Yerinde Olacağız"

Başbakan Davutoğlu, "Halkımız şunu bilecek, Biz Türkiye'nin her yerindeyiz her yerinde olacağız herkesi dinleyeceğiz ve Kürt meselesi diye bir konu gündeme gelecekse bir vatandaşlarımızla doğrudan konuşuruz arada herhangi bir örgüte ihtiyaç yoktur" dedi.

01-02-2016


Bazı gazetelerin Ankara Temsilcileri'nin gündeme ilişkin sorularını cevaplandıran Başbakan Ahmet Davutoğlu, PKK'ya yönelik operasyonlardan, Cenevre zirvesine kadar çeşitli konularda önemli açıklamalarda bulundu. Doğu ve Güneydoğu'da süren operasyonların ardından başlayacak süreç hakkında bilgi veren Başbakan Davutoğlu, "Bakanlar kurulunda konuyu görüşüp 300 adım tespit ettik. İlçeler yeniden inşa edilecek. Kapsamlı bir sosyal destek başlayacak. Terörün izleri silinecek" dedi. 

İşte Davutoğlu'nun gündeme ilişkin sorulara verdiği cevaplar:

Kâbe’de sabah namazında bir Diyarbakırlı Diyarbakır’dan selam diye seslendi size, o an ne hissettiniz? Bir de tavafta iken bir Kürt Bayırbucak Türkmenleri'ne yardım edin diye bir şey söylemiş o an ne hissettiniz?

Mescidi Nebevi‘den otele gelirken bir çocuk ben Diyarbakırlıyım deyip boynuma sarıldı. Bize dua edin dedi. Şimdi o çocuğun önünde iki yol var Ya buradaki vahdet duygusuyla hiç bir etnik ve mezhebi fark gözetmeden birlikteliği yaşayacak. Ya da belli bir bağnazlıkla genç yaşlarda enerjisini yanlış yere sarf ettirecek bir ortamda devam edecek.

11 TON MÜHİMMAT YAKALANDI
23 Temmuz’da operasyonların başlaması doğru bir karardı. Şimdi yakalanan malzemelere baktığımızda Sur’da 11 ton mühimmat, Cizre ve Silopi’de yakalananların niçin buraya sokuldukları amaçlarının ne olduğu aşikar. Türkiye’yi de bir ateş çemberinin içine sürüklemek. Eğer operasyonlar başlamamış ve bazı cesur kararlar alınmamış olsaydı bu yığınağın nerede kullanılacağı ve nasıl bir sonuç doğuracağı kaygı verici bir durum olurdu. Şimdi bu doğru kararı doğru süreçlerle desteklemek gerekiyor.23 Temmuz’da aldığımız karar 4 halkadan oluşan terör zincirini kırmaktı. Kuzey Irak’a da ağır bir darbe vuruldu. Aynı zamanda DAEŞ’e yönelik operasyon yapıldı.

YABANCI KESKİN NİŞANCILAR YAKALANDI
Ardından kırsalda etkili bir mücadele başlattık. Sonra şehrin etrafında mezarlık görüntüsü ile halkın üzerinde baskı kurulan yerler tümden yıkıldı. Tabi belli ilçelerde yığınak yapılan yerlerin üzerine gidildi. İnşallah bu süreç tamamlandığında ki Silopi bitti, Sur ve Cizre de neredeyse bitti. Sona doğru yaklaştıkça terör olaylarını organize eden çekirdek kadroya yaklaşıyorsunuz. Burada birçok yabancı keskin nişancı da tespit edildi. Bunların hedefi de Türkiye’yi karıştırmak. Biz teröre bütüncül olarak bakıyoruz. Kandil'den Cizre’nin sokaklarına bütüncül olarak baktığımız gibi, 80’li yıllardan itibaren Cizre’de ilk kez mahallelere giriliyor. Bu çapta bir operasyon yapılıyor. Burada kararlı durmak gerekiyordu. Bütün şehirler temizleninceye kadar bu silahların tümü yakalanıncaya kadar bu mücadele sürecek. Buradaki strateji belliydi Türkiye’yi Irak gibi Suriye gibi karıştırmaktı.

İLÇELER YENİDEN YAPILANDIRILACAK
Şimdi başka bir aşamaya geçiyoruz, operasyon ardından nasıl bir süreç başlatacağız onu hazırlıyoruz. Bakanlar kurulunda 5-6 saat bunu konuştuk. 300 adım tespit edildi. Tüm bakanlıklara görevler verildi. Şimdi bu eylem planı yeniden gözden geçiriliyor. Bunu da bu bakanlar kurulunda netleştireceğiz. Bu haftadan itibaren bütün bakanlar, genel başkan yardımcıları ve milletvekilleri dönüşümlü olarak alanda olacak. Ayrıca Belediye başkanlarını topladım. Onlara da her bir belediye ile ilgili görevler verdik. Tam bir gönül seferberliği içinde meseleyi ele alıyoruz. İlçeleri tek tek ele alıyoruz. Bir ilçelerde bazı adımlar atarsınız yanlıştır ama diğerinde doğru olabilir. Bütün ilçeleri planlıyoruz.

KİRLİ BİR ALGI OLUŞTURULUYOR
Mahallekollar mı kurulacak?

Yeni bir güvenlik planlamasına gidiliyor. Detaylarını Cuma günü Mardin’de açıklayacağım. Var olan güvenlik yapılanmasıyla bu şeylerin aşılamadığı ortada. Yeni bir güvenlik yapılanmasına ihtiyaç var. Ama bu güvenlik önlemlerinin arttırılacağı anlamına gelmiyor. Sadece şartlara uygun tedbirler geliştiriyoruz. Burada klasik güvenlik yöntemleri ile başarılı olmanız çok zor. Ayrıca kapsamlı bir sosyal destek başlayacak. 15 bin öğrenciyi Batman’da eğitime aldık. Ayrıca sağlık hizmetleri aynı şekilde yürüyecek. Son zamanlarda tartışılan ambulans meselesini genelkurmay başkanı ve sağlık bakanımızla konuştuk. Her türlü kolaylık gösterildi. Ambulanslar bizim güvenlik alanımızdan çıkıp teröristlerin yoğunlaştığı yere gittiğinde ki bu yaralıların kimlikleri de meçhul, bir iddia var ortada ama kaç kişidir kimlikleri nedir. Bunları tespit etmek için oraya gitmek gerekiyor. Öyle bir algı oluşturuldu ki sanki gidilebildiği halde gidilmiyor. Önce Sağlık Bakanlığı arkasında belediye ambulansları gönderildi. Ama bir yeri geçtikten sonra keskin nişancıların saldırısı başlıyor. Cizre’deki doktorların hepsi kahramandır. Cizre Devlet Hastanesi 20 roket atılmıştır. O şartlarda doktorlar hizmet ediyorlar.

SUR AÇIK HAVA MÜZESİ OLACAK
Bu şehirler 90’lı yıllarda çarpık ve kontrolsüz bir şekilde gelişen şehirler. Bu olaylar yaşanmamış olsaydı bile kentsel dönüşümün yapılması gereken yerlerdi. Sur, Silopi, Nusaybin ve benzer yerlere insanca yaşanabilecek konutlar yapılabilecek. Özellikle Sur’da bir taş üzerine taş konsa haberim olacak dedim. Tescilli Diyarbakır evleri, camiler, kiliseler, hanlar Diyarbakır’ın mimari dokusuna hiç bir zarar vermeden restore edilecek. Diyarbakır Sur’u öyle inşa edeceğiz ki aynen Toledo gibi mimari dokusuyla herkesin görmek istediği bir haline gelecek.

TOPLUMUN HER KESİMİ İLE GÖRÜŞECEĞİM
Geçmişten farklı olarak biz operasyona girerken operasyon sonrasını da planladık. Bakanlar Kurulu'nda eylem planına nihai şeklini vereceğiz. Ardından bölgeden gelen işadamları ile bir toplantı yapacağım. Salı günü baroların da içinde olduğu sivil toplum kuruluşları ile toplantı yapacağım. Çarşamba günü bölgenin bütün mülki yöneticileri ile bu rehabilitasyon planını ve bölgedeki son güvenlik durumunu ele alacağım. Cuma günü de Mardin’e gidip kamuoyuna ilk açıklamalarımızı yapacağız. Bundan sonra niyetim, her Cuma namazını Doğu ve Güneydoğu'da bir başka ilde kılmak. Cumartesi günü de orada geçirmek.

TERÖR BİTENE KADAR OPERASYONLAR SÜRECEK
Yeni operasyonlardan bahsediliyor? Bununla ilgili görüşleriniz nelerdir?

Gerekirse operasyonlar yapılacak. Dikkati başka bir yere çekmek için bir başka eylem yapabiliyorlar. Her an yeni bir risk oluşabilir. Eskiden şöyle olurdu, terörle mücadele edilir diğer boyutlar unutulurdu. Ya da diğer boyutlar olur terörle mücadele aksardı. Şimdi ikisini birlikte yapacak bir strateji gerçekleştiriyoruz. Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi kapsamında muhatabın halk olduğu sadece bir kesimin olmadığı, büyük bir hareketlenmesi gerçekleştirmeyi planlıyoruz. Halkımız şunu bilecek, Biz Türkiye’nin her yerindeyiz her yerinde olacağız herkesi dinleyeceğiz ve Kürt meselesi diye bir konu gündeme gelecekse bir vatandaşlarımızla doğrudan konuşuruz arada herhangi bir örgüte ihtiyaç yoktur. Silahlar sustuğunda, zaten Türkiye özgür bir ülke. Herkes fikrini söyleyebilir. Ama silahlar bütünüyle bu ülkeden gidene kadar terörle mücadeleye ara vermek yok. Yani masaya dönülsün, konuşulsun olmayacak. Bütün bu silahlı gruplar Türkiye’yi terk edene ve bütün bu mühimmat yok edilene kadar mücadele sürecek.

SÜREÇ İŞLİYOR
Şu anda çözüm süreci başlamalı diyen görüşlere çok yakın durmuyorsunuz?

Çözüm süreci devam ediyor şu anlamda devam ediyor Türkiye’de demokratikleşme üzerinden atılacak adımlar bağlamında bir süreçten bahsediyorsak buna hiç bir zaman ara vermedik. Bu operasyonlar sürecek. Türkiye’de silahlı bir yapı var oldukça terörle mücadeleye ara vermeyeceğiz.

Genelkurmay Başkanı seyahatinizde yer alıyor. Benim bildiğim bu bir ilk. Katılmasının sebebi nedir?

Bu doğal kabul edilmesi gereken bir husus. Herhangi bir özel şey hamletmeye gerek duymuyoruz. Böyle şeylere Genelkurmay Başkanımız katılmıyor. Cumhurbaşkanımız'ın son ziyaretinde, Suudi Arabistan ile yüksek düzeyli stratejik işbirliği konseyi mekanizması kurulmasına karar verildi. Yoğun bir savunma sanayi işbirliği var. O nedenle Genelkurmay Başkanımız'ın olmasını istedim.

İslam ordusu ile mi ilgili?

Hayır, onunla ilgisi yok. Daha önce bu kararı aldık. Kasım ayı falandı. Bundan sonra da Genelkurmay Başkanımız bu tür toplantılara katılacak. Bunu olağanüstü bir gelişme olarak görmemek lazım. Hatırlıyorum 2007’de Genelkurmay 2. Başkanı sayın Cumhurbaşkanımız'ın Washington ziyaretine katıldıklarında da anormal bir şey gibi anlaşılmıştı. Sonra normalleşti. Bunun da normalleşmesi doğaldır.

GÜVENLİK BİRİMLERİ KOORDİNELİ ÇALIŞIYOR
Şunu mutlulukla ve açıklıkla ifade etmek isterim ki, 2002’den beri de ben bu sürecin içerisindeyim; başdanışman olarak, bakan olarak, başbakan olarak. Devletin üst kademesinde uyumlu bir çalışma ortamı yaşanıyor, bu aşağıya da yansıyor. İlk defa asker ve polis bu şekilde ortak bir operasyon yaptı ve kimse kimseden bir şey saklamadı. Cizre, Sur, ve Silopi operasyonları başladığında hafta sonuydu, İçişleri bakanımız, genelkurmay başkanımız, emniyet genel müdürümüz, mit müsteşarımız, genelkurmay 2. başkanı operasyon planını birlikte sundular. Şu anda mükemmel bir uyum söz konu. Devletin güvenlik birimleri arasındaki iş birliği çok başarı olarak yürüyor. Ben 2002’de Irak müdahalesi söz konusu olduğundaki işleyişe bakıyorum o zaman herkes birbirinden bilgi saklardı. MİT ile askeri istihbaratın bilgisi uyuşamazdı. Yakın zamanlara kadar da paralel yapı nedeniyle benzer şeyler yaşandı. Şimdi istihbarat işbirliği mükemmel. Operasyon işbirliği mükemmel. Bu nasıl oluyor. Süreçleri birlikte yürütmekle oluyor. Genelkurmay Başkanımız benim yaptığımız görüşmelere muttali olup fiilen aldığımız kararları gördüğünde bunun alana yansıması çok daha farklı oluyor.

ASKER SİVİL AYRIMI BİTİYOR
Bunları artık doğal görmek lazım. Olması gereken bir şey. Mesela Şah-Fırat operasyonu olduğunda Genelkurmay Başkanımız'la birlikte basın toplantısı yaptığımızda hatırlayacaksınız, bu da farklı gelmişti. Ama olması gereken. Asker ayrı konuşur sivil ayrı konuşur. Asker ayrı toplantıya gider, sivil ayrı toplantıya gider gibi bir kanaati yıkmalı. Hepimiz aynı devletin hizmetini yapıyoruz. Bunların hepsini normalleşme olarak değerlendiriyorum. Bundan sonra başka gezilerimize de katılabilirler.

ŞARTLARIMIZA UYMADILAR
Bu ziyaretin Cenevre görüşmeleri öncesine gelmesi önemli oldu. Nasıl değerlendirirsiniz?

Bu ziyaretin en önemli gündem maddelerinden birisi de Suriye. Cenevre ile bunun bir düşmesi iyi bir tevafuk oldu. Burada önemli bir görüşme daha yapacağım Suriye muhalefetinin heyet başkanı Riyat Hicabi ile de görüşeceğim. Cenevre’de atılacak adımlar konusunda istişarelerde bulunacağım.

PYD’nin Cenevre’ye katılmaması ile ilgili yürütülen diplomasi trafiğinde neler yaşandı. Cenevre’den ne bekliyoruz?

PYD konusunda Türkiye’nin tutumu ilkeseldi. Biz onlara 2013’te çözüm süreci ile birlikte bir şans verdik. Tercih yapacaklardı, ya Türkiye ile birlikte yürüyeceklerdi ya da öbür tarafla birlikte yürüyüp Türkiye’ye tavır alacaklardı. Gezi arkasından da 17-25 Aralık’tan sonra AK Parti’nin iktidarı geçici diye düşündüler, karşı tarafta paralel yapı da dahil kim varsa, dışarda da Suriye, Rusya ve İran vardı, onlarla ittifak yapmaya karar verdiler. Salih Müslim’le 2013’te müsteşarımız görüştü. Masaya 3 şart koyduk. 1-Türkiye’yi rahatsız bir iş yapmayacaksınız. 2-Suriye rejimi ile işbirliği yapmayacaksınız. 3-Suriye muhalefeti içinde yer alacaksınız. Eğer bunları yapmış olsalardı bunların masada olmaları için en büyük ağırlığı biz koyardık.

BUNA İZİN VERMEYİZ
Cenevre’de masaya gelebilirler mi? Evet gelebilirler, rejimin içinde. Buradaki tehlikeli oyun şuydu. Rusya öyle bir hesap yaptı ki, bir tarafta rejim saf olarak oturacak. Bakanların yüzde 50’si rejim tarafında olacak. Geri tarafta ise bir gerçek muhalefet var. Rejimin çıkarttığı muhalefet var. Bir de PYD var. Muhalefet böyle 3’e bölünmüş olacak. Ama yüzde 50 yüzde 50 bile paylaşsalar bakanlıkların yüzde 25’i gerçek muhalefete düşecek. Yüzde 75’i rejim yanlısı olacak. PYD’li biri bakanlar kuruluna oturduğuna kimi dinleyecek rejimi, İran’ı ve Rusya’yı dinleyecek. Biz buna izin verir miyiz?

Bu ziyaretiniz İran gerginliğinden ötürü Arabistan’a bir destek mi? Sayın Cumhurbaşkanı'nın Latin Amerika ziyareti ve Rus uçağının tacizi için ne diyeceksiniz?

Türkiye’nin o kadar geniş bir dış politika perspektifi var ki her yerde olması gerekiyor. İçeri kapanırsanız, içe kapanıklık sizi yorar ve tahrip eder. Cumhurbaşkanımız Latin Amerika’dan sonra Afrika’ya da gidecek. Buna mukabil ben Londra’nın ardından Hollanda’ya ve ardından Brüksel’e gideceğim. 15 Şubat’ta da Ukrayna var.

RUSYA NÜFUS KURMAK İSTİYOR
Son uçak olayının ardından Rusya’yı nasıl okumalıyız?

Rusya’nın açıklanmış bir askeri ve siyasi doktrini var. 90’lı yıllarda kaybettiğini düşündüğü bölgelerde tekrar nüfus kurmaya çalışıyor. Burada kimleri engel görüyorsa onlara dönük bir çaba içinde. Bizim ilişkilerimiz uçak düşene kadar iyiydi. Karşılıklı bir rasyonaliteye dayanıyordu. Suriye’deki  politikaları ile Türkiye’nin çıkarlarını göz ardı ettiği için ve yürüttüğü operasyonlarla Türkiye’nin hava sahasını ihlal dışında, Türkiye’ye müzahir bütün grupları hedef aldığı için. Burada iki vizyon çarpışıyor. Bizim ekonomik ilişkiler üzerinden bölgeyi bütünleştirme vizyonu ile mezhep ve etnik çatışmalar üzerinden bölgeyi yeniden bölme vizyonuz. Türkiye'nin projelerini akamete uğratmak için yapılan hamleler bunlar.

RUSYA RİSKLİ BİR OYUN OYNUYOR
Uçak işi ne kadar ciddi?

Bu ihlalin olduğu yer bu sefer farklı. Bunu başka türlü değerlendirmeyi gerekli kılıyor. Burada önemli olan NATO’nun öne çıkması ki çıktı. Eş zamanlı açıklama koydu. İlk haber geldiğinde bu NATO sahası ihlalidir öyle muamele görecek. Bunu NATO genel sekreterine izah edin diye talimat verdik. Sayın Cumhurbaşkanımız'la gece yarısı yaptığımız değerlendirme de bu yöndeydi. Bu konuda NATO’nun tavrı tatminkar. İhlalin olduğu Mare-Cerablus hattına yakın. Şu anda Özgür Suriye ordusunun DAEŞ’e karşı başarı kazandığı yer. Burada Koalisyon güçleri DAEŞ’e karşı Özgür Suriye Ordusu'na destek için operasyon yapıyor. Rusya’nın bulunmasına gerek yok. Aksine bulunması risk oluşturuyor. Orada bulunarak Suriye’nin bütün hava sahasında ben etkiliyim demeye çalışıyor. Bunu koalisyon çerçevesinde de değerlendireceğiz. Suriye’nin o bölgesinde bulunmaları bir mesajdır.

TEDBİRLER ALIYORUZ
Bir kasıt mı var?

Öyle değerlendirseydik daha farklı şeyler yapardık. Uçak ihlali olduğu andan itibaren, çok yoğun bir diplomasi işlettik. Dışişleri Bakanları ile Mevlut bey, yoğun temas içine girdi. İngiltere, ABD, Almanya, Fransa. Bu bağlamda da diplomatik tempomuz hiç düşmeyecek. Yakından takip edeceğiz. Türkiye’nin hiç bir risk almadan bu sorunu aşmasını sağlayacağız. Dışişleri Bakanımız Mevlut Çavuşoğlu Belgrat’ta Lavrovla görüştü. Dün Cumhurbaşkanımız'ın Putin ile görüşme talebine yanıt vermediler. İlişkilerin belirli bir raya oturması için elimizden geleni yapıyoruz. Ama bu alacağımız tedbiri almayacağımız anlamına da gelmiyor.

İRAN'LA İTTİFAK İÇİNDELER
Rusya ile İran’ın Suriye’nin üzerinde ne kadar bütünleşik siyaseti söz konusu? Bu ilişkiyi nasıl değerlendirirsiniz?

Biz Tahran anlaşmasına gidilen süreçte İranlılar'la konuşurken İranlılar BM’de hep Rusya’nın vetosuna güveniyorlardı. Biz de onlara Rusya’nın vetosuna güvenmeyin. Çünkü sizin burada Rusya ile bir çıkar çatışmanız var. Siz enerji piyasasına girerseniz Rusya’nın pazarlık gücü düşecek. Çünkü siz çok büyük bir doğalgaz ve petrole sahipsiniz. Öyle de oldu. Türkiye ve Brezilya olarak yalnız kaldım. Rusya yaptırımlara hayır demedi. Şu anda Rusya ile İran’ın çıkarları tümüyle örtüşüyor demek doğru değil. Suriye üzerinde ortak bir ittifakları var.

MERHAMETİMİZİ DÜNYA BİLİYOR
Mahsun Kırmızıgül Türkiye’de kullanılan çok tartışılan bir ifade kullandı. Bunlara karşı ne söylemek istersiniz?

Beni de hedef alan bazı ithamlarda bulunmuş. Bizim merhametimize dünya alem şahittir. Zulmümüze kimse şahit değil ama merhametimize herkes şahit. Filistinli çocuklar da şahit, Arakan’lı yetimler de şahit. Açlıktan ölen Somalili bebekler de şahit. Yasin Börü’nün annesi babası da şahit. Doğu’da Güneydoğu'daki, teröre karşı mücadele eden gençler de şahit. Bizim merhametimize dünya alem şahit. Bunun için ayrı bir şahide ihtiyacımız yok. Ama zulmümüzü hiç bir kimse hiç bir yerde görmedi bizim. Kimseye zulmetmedik. Kimseye zalimlik yapmadık. Ama zalimlere ne kadar dik durduğumuzu herkes bilir. Filistin’de nasıl dik durduğumuzu. Suriye’de ve diğer yerlerde... Bugün Doğu ve Güneydoğu'da zulmeden PKK’dır. PKK’nın zulmünü görmeden devlete ve şahsen bana dönük zalim diyen bizim hayat geçmişimize de kandildekilerin hayat geçmişine de bir baksın. Sonra kime zalim kime merhametli diyeceklerini görsünler. Türk halkı bizi de onları da görür. Bizim elimizde hiçbir zaman kan olmadı. Hep dökülen gözyaşlarını silen el olduk. Dünyanın her yerinde de Türkiye'de de.

İlginizi çekebilecek diğer haberler