"Kimsenin İnsanları Suçlamaya Hakkı Yoktur"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Kimsenin bu imarsız yapıları yapan, zor şartlarda hayata tutunma mücadelesi veren insanları suçlamaya hakkı yoktur. Sorgulanması gereken, üzerlerine düşenleri yapmayan dönemin yöneticileridir" dedi.

11-04-2016


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Turkuaz Medya Grubu’nun öncülüğünde düzenlenen ‘Kentsel Dönüşüm ve Akıllı Şehirler Kurultayı’na katıldı. 6 şehirde yapılması planlanan ve ilki İstanbul Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen kurultayda, Çevre Şehircilik Bakanı Fatma Güldemet Sarı, İstanbul Valisi Vasip Şahin ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş ile diğer yetkililer de hazır bulundu. İnşaat firmalarından yan sektör temsilcilerine, yerel idare yöneticilerinden devlet yetkililerine, kentsel dönüşüm hamlesinin başrol oyuncularını bir araya getiren kurultayda, Cumhurbaşkanı Erdoğan bir konuşma yaptı.

Kurultayın Türkiye’ye ve millete hayırlı olmasını dileyerek, kurultayın düzenlenmesine öncülük eden Turkuaz Medya Grubu yöneticileri ile toplantıya destek veren kurumlara, katkı sağlayan katılımcılara teşekkür ederek konuşmasına başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehir nüfusunun, 2. Dünya Savaşı sonrası hızla arttığı ülkelerde olduğu gibi Türkiye’de de kentleşme sorununun yaşandığını belirtti.

"SORGULANMASI GEREKEN, DÖNEMİN YÖNETİCİLERİDİR"
İstanbul, Ankara, İzmir gibi nüfusu hızla artan şehirlerin çevresini saran ve bulduğu her boşlukta yayılan imarsız yapıların; dönemin plansızlığının, projesizliğinin ve vizyonsuzluğunun bir ürünü olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Kimsenin bu imarsız yapıları yapan, zor şartlarda hayata tutunma mücadelesi veren insanları suçlamaya hakkı yoktur. Sorgulanması gereken, bu insanları sağlıklı konut hakkından mahrum bırakan, bunun için üzerlerine düşenleri yapmayan dönemin yöneticileridir" diye konuştu.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçildiğinde şehrin neredeyse dörtte üçünün, imar tekniği anlamında kaçak olduğunu ve o dönemde çıktığı bir televizyon programında, İstanbul’un gerçeklerini bir bir anlattığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, devamında şunları söyledi:
"Tabii, kendi sırça köşklerinde, milletin ne durumda yaşadığından, hangi sıkıntılarla mücadele ettiğinden bihaber olanlar için bunlar alışıldık ifadeler değildi. 1994 yılından beri, Belediye Başkanı olarak, Başbakan olarak, Cumhurbaşkanı olarak, Türkiye’nin diğer vilayetleriyle birlikte İstanbul’un da sorunlarını çözmenin mücadelesini veriyoruz. İstanbul’un eski siluetiyle yenisi arasındaki farkı, bu şehirde yaşayanlar çok iyi bilir. Elbette hala çözülememiş sıkıntılar var. Nitekim bunları her fırsatta dile getiriyor, serzenişlerimi, rahatsızlıklarımı ifade ediyorum. Ama özellikle konut bakımından İstanbul, gerçekten çok farklı bir noktaya geldi. Zira göç alma noktasında önüne geçemiyorsunuz. Ben belediye başkanlığımda nakil ilmühaberi verilmesi gerekir dediğimde kıyamet kopardılar. Eğer biz o zaman nakil ilmühaberini kabul ettirebilseydik bugün İstanbul 15 milyona ulaşmazdı. O zaman nüfus 8 milyondu. Ama şimdi neredeyse katladı. Afetlere hazırlık kapsamında yürütülen kentsel dönüşüm çalışmalarının ardından, inşallah biraz daha mesafe kat etmiş olacağız."

"FİİLİ GERÇEĞE DÖNÜŞTÜRMÜŞ OLUYORUZ"
Kentsel dönüşüm çalışmalarının ilk başladığı Esenler ilçesindeki hak sahiplerine, 2 bin 373 konut ve 55 işyerinin anahtarlarının önümüzdeki ay teslim edileceği müjdesini veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Böylece, kentsel dönüşümü bir proje, bir hayal olmaktan çıkartıp, fiilen gerçeğe dönüştürmüş oluyoruz. Şimdiden bu konutların ve işyerlerinin hak sahiplerine hayırlı olmasını diliyorum" dedi. Türkiye’de bu çerçevede yıkılıp yeniden yapılması gereken 6 milyondan fazla konutun olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ana kadar 48 ilde 179 alanın riskli bölge ilan edilerek, kentsel dönüşüm kapsamına alındığını, 21 ilde 37 bin 782 dekar büyüklüğündeki toplam alanın rezerv yapı alanı olarak tespit edildiğini ve bugüne kadar kentsel dönüşüm uygulamaları için, kira yardımları da içinde olmak üzere 2 milyar liralık kaynağın kullanıldığını açıkladı.

Amaçlarının, yuva yıkmak değil, vatandaşları güvenli ve huzurlu yuvalara kavuşturmak olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Biz yapmak için mücadele ederken, biliyorsunuz birileri de yıkmanın, tahrip etmenin peşinde. Bakıyorsunuz bir oda. İşi gücü aslında plan, proje; bunlarla uğraşması lazım. Nerede kentsel dönüşümle ilgili bir adım atacaksanız, bu malum oda hemen işi yargıya götürür. Senin işin ne? Senin işin yapmak mı yıkmak mı? Senin işin bu şehri daha güzel hale getirmek için altyapısına katkıda bulunmak mı? Her yerde işi gücü bu... Netice alıyor mu? Almıyor. Ama bize süre kaybettiriyor. Biz sıçramak, hızla mesafe almak durumundayız. Bu şehir dünyanın en güzellerinden bir tanesi. Bunun güzelliklerine güzellik katmamız lazım."

"İMAR ÇALIŞMALARI BAŞLADI"
Bölücü terör örgütünün de, Güneydoğu Anadolu Bölgemiz'deki çeşitli ilçelerimizde, Temmuz ayından bu yana insanlık ve ahlak dışı yöntemlerle, vatandaşlarımızı mağdur ettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bölgedeki belediyeler de halka hizmet için kullanması gereken araç ve makinaları teröristlerin emrine vererek bu zulme destek oldu. Çukurlar, kanallar… Ama bunlar atık su kanalları, içme suyu, yağmur suyu kanalları, doğalgaz hatlarının, elektrik şebekesinin döşenmesi için değil; buraya güvenlik güçleri girmesin diye açılan kanallar… Sokaklara, binalara, kazılan çukurlara döşenen bombalar ve yaşanan çatışmalar yüzünden, bölgede ciddi bir tahribat ortaya çıktı. Güvenlik güçlerimiz teröristleri birer birer etkisiz hale getiriyor. Tabii ilçelerimizin böyle harap halde kalmasına rıza gösteremezdik, göstermedik. Teröristlerden temizlenen ilçelerimizde, hemen imar çalışmaları şu anda başladı" dedi.

"SİYASET, FEZLEKELERİN ÖNÜNDE BARİYER OLUŞTURMAMALI"
Bir grup dinleyicinin, "Meclis’te katil istemiyoruz" şeklindeki tezahüratları üzerine, gündemdeki dokunulmazlık konusuna da değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu açıklamaları yaptı:
"İşte onun için dokunulmazlıkların kaldırılmasını gündeme getiriyoruz. Şimdi dokunulmazlıkların kaldırılması deyince ‘milletvekillerine dokunulmazlık kalksın’ gibi bir şey anlıyorlar. İşin aslı bu değil. Kimin fezlekesi varsa o fezleke ile ilgili sürecin hemen yargıya taşınması anlamınadır bu. Suçun varsa yargılanacaksın kardeşim, ben senin milletvekilliğinin bitmesini nasıl beklerim? Bu kadar olaylar olacak, sen arabanla terör örgütüne silah taşıyacaksın, tabutlarla silah taşıyacaksın; e ondan sonra? Hani ‘kalksın’ diyordun da şimdi ne oldu? Niye geri vitese taktın? Ana muhalefet bakıyorsun şu anda ipe un seriyor, diğerleri ipe un seriyor? Niye ipe un seriyorsunuz? Bakın 550 fezleke var. Herhalde burası ‘Parlamento Fezlekeleri Takip Bürosu’ değil. Bir an önce bu işin halledilmesi gerekir. Halledildikten sonra da suçlu olan bedelini öder. Burada siyaset bana göre bu fezlekelerin önünde bariyer oluşturmamalıdır, bu işin önü açılmalıdır. Nereye? Yargıya. Yargı gereğini yapsın."

İlginizi çekebilecek diğer haberler