"Müslümanlar'ın Feryadını Dindirmek Boynumuzun Borcudur"

19-04-2016


Partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, ülkede 20 Temmuz'dan bu yana terör operasyonlarının devam ettiğini anlatan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, bu operasyonlar sırasında hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet diledi. Bahçeli, "Söyleyiniz bana, karşımızdaki tablo korkunç sayılmayacak mıdır? Lütfen itiraf ediniz, Türkiye bir felaket kuşağında, bir kan çukurunda, bir ölüm tünelinde değil midir? Bildiğimiz kadarıyla, Türkiye herhangi bir savaşa girmemiştir. Türk milleti egemen ve muhasım devletlerle silahlı çatışma halinde de değildir. Bu yaşananlar nedir peki? Nasıl yorumlanmalıdır? Bir avuç eşkıyanın komplosu deyip geçelim mi?" ifadesini kullandı.

Mardin, Şırnak, Diyarbakır ve Hakkari olmak üzere, birçok il ve ilçenin hainlere fiilen terk ve feda edildiğini ileri süren Bahçeli, şöyle devam etti:
"Bu olacak iş midir? Türk milleti buna layık mıdır? Bir plan ve kurgu dahilinde, Türkiye'nin Suriye'ye dönmesi, Irak'laşması, Lübnan'laşması, Balkan'laşması etap etap hayata geçirilmektedir. Küresel güçler, Türkiye'nin bölünmesi, etnik liflerine ayrılması, insan ve toprak temelli parçalanması amacıyla devrededir. PKK, sırtını dayadığı efendilerinden aldığı öldürme ve fitne yayma talimatını birer birer uygulamaktadır. Vatanımızda gözü olan alçaklar kuyruktadır. Türklüğü sindirmek, tarihten silmek isteyen mihraklar sıraya girmişlerdir. Hepsinin gayesi birdir, hepsinin varmak istediği nokta aynıdır. Türksüz millet, bağımlı ve tutsak devlet özlemi çekenler kıpır kıpırdır ancak Türk milleti bu kirli oyunu yutmaz, bu zalim ve kokmuş batıl aşı aziz Türk vatanında asla tutmaz."

Terörle mücadelede birlik ve beraberlik çağrısı yapan Bahçeli, tehdidin büyük olduğunu, düşmanın hiç olmadığı kadar diri ve hazırlıklı olduğunu vurguladı. Bahçeli, Doğu ve Güneydoğu'da yaşananların arka planında yabancıların ve kapanmamış tarihi hesapların parmak izi olduğuna işaret ederek, şu görüşlere yer verdi:
"Gerek PKK, gerekse de siyasi görünümlü kuklası HDP, Türkiye'ye meydan okuyan, Türk milletinin istiklalini karartmaya çalışan şer ve şiddet cephesidir. 11. yüzyıla damga vurmuş büyük Türk düşünürü Balasagunlu Yusuf veciz bir şekilde bizleri uyarıyor ve diyor ki, 'Hıyanet nereye ayağını atsa kaçar ondan yararlı ne varsa. Hıyanet eden kişi nereye uzatsa elini, deniz bile olsa kurutur yeri.' Hem PKK, hem de HDP işte budur; bereketsizliğin, kahpeliğin, kalleşliğin, zehirli emellerin arkalı önlü yüzüdür."

"Ülkemizin mahvı için eylem ithal edecek kadar gözü dönmüş, terörist taziyelerine katılacak kadar ahlakı budanmış, vicdanı buharlaşmış sözde siyasi işbirlikçilerin dokunulmazlıklarını kaldırmak için daha neyi bekliyoruz?" diyen Bahçeli, "Yetmedi mi tahrikleri? Yetmedi mi ihanetleri? Teröristlerin namlusunu temizleyen, hain saldırılarını görmezden gelen, devlete ve millete hakaret eden PKK yedeklerini adalete teslim etmeyeceğiz de turşularını mı kuracağız?" ifadesini kullandı.

Dokunulmazlıkların kaldırılmasıyla ilgili anayasa değişikliğini öngören kanun teklifinin TBMM Başkanlığı'na sunulduğuna işaret eden Bahçeli, şunları söyledi:
"Ak koyun kara koyun ortaya çıkmalıdır. Hiç kimse hesap vermekten kaçmamalıdır. Bizim için asıl olan, teröre bulaşmış, teröristlere yardım ve yataklıktan suçlan somutlaşmış milletvekillerinin dokunulmazlıkları öncelikle kaldırmaktır. MHP, AKP'nin anayasa değişikliği önerisine destek verecek, daha önceki sözünü harfiyen tutacaktır. Gelişmeler karşısında bazı tereddütlerin hasıl olduğunu da görüyoruz. Dokunulmazlıkların kaldırılması konusunda, HDP'nin malum nedenlere dayanan itirazlarının yanı sıra ana muhalefet partisi CHP'nin içinden bazı aykırı ve reddiyeci seslerin duyulduğuna da şahit oluyoruz. Şimdiden ayak sürüyenler belirginleşmiştir."

Şimdiden sudan bahanelerle dokunulmazlıkların kaldırılmasına şerh düşenlerin, karşı çıkanların sesi gittikçe yükseldiğini aktardı. Bahçeli, "HDP'nin bir eş başkanı özerklikle sonuç alınamayacağını birden bire hatırlamıştır. Bir diğer eş başkanı ise bu vatanı parçalatıp böldürmeyeceğiz havasındadır. Bunların başına taş mı düşmüştür? Yoksa korku dağları sarınca taktik dönüşler mi yapmışlardır? Özerklik, öz yönetim diye tutturanlar, PYD'ye sırtını yasladıklarını kurşun gibi söyleyenler vatan kavramını ağızlarına kolayca alınca günahlarından kurtulacaklarını mı sanmaktadır? Bu nasıl bir iş, nasıl bir ikiyüzlülüktür?" sorularını yöneltti.

Bahçeli, milli vicdanın, dokunulmazlıkların arkasına saklanan faillerin, özellikle terör işbirlikçilerinin adalete hesap vermesini istediğini ve bunu beklediğini belirtti. Bahçeli, şunları kaydetti:
"Kimin hakkında ne iddia ediliyorsa Türk yargısı son ve kesin hükmünü vermelidir. MHP'nin tutumu berraktır, duruşumuz da meydandadır. Bilhassa AKP ve CHP'ye sesleniyorum, madem anamuhalefet lideri de AKP'nin teklifine destek vereceklerini açıklamıştır, madem irade açıktır, o halde gelin hiçbir mazerete sığınmaksızın dokunulmazlıkları tek kalemde kaldıralım. Türk milletinin taleplerine kulak verelim. Siyasi gözdağı veren şaşkınlara aldırış etmeyelim. Ucuz pazarlıklara, gizli kapaklı temaslara kapılarak bu fırsatı kaçırmayalım, fezlekeli bölücüleri, dosyaları tıka basa dolmuş işbirlikçileri doğruca adaletin önüne çıkaralım. Haydi, hemen, durmaksızın, sonuna kadar giderek suçluların yakasına yapışalım. Hatta Türk vatandaşı olup da terörizmin kuryesi, terör örgütünün militan ve maşası olmuş kim varsa, bunları da derhal vatandaşlıktan çıkaralım, vatansızlıklarını cümle aleme deşifre edelim."

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Alman komedyen Böhmermann'ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a hakaretine ilişkin, "Gülmek adına hiçbir insan aşağılanamaz, hiçbir millet terbiyesizce küçümsenemez. Alman komedyenin kendi kültür ve toplum dairesinde melun söz ve şiirinin bir karşılığı olabilir, hatta buna kahkaha atanlar da çıkabilir. Ne var ki Türk İslam ahlakında böylesi bir mizah anlayışına, böylesi bir soysuzluğa cevaz yoktur, hiç de olmayacaktır" dedi.

Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, geçtiğimiz hafta İstanbul'da yapılan 13. İslam Zirvesi'nin "Adalet ve Barış için Birlik ve Dayanışma" temasıyla düzenlenmesinin takdire şayan olduğunu belirtti. Türkiye'nin kuruluşundan bu yana İslam İşbirliği Teşkilatı'nın en faal ülkelerinden biri olduğunu vurgulayan Bahçeli, bu teşkilata üye ülkelerin aralarındaki ticaret hacminin ise 1 trilyon dolara yaklaştığını ancak İslam aleminin dağınıklığı ve durgunluğunun herkesi endişeye sevk ettiğine dikkati çekti.

Devlet Bahçeli, 1.7 milyar Müslüman'ı temsil eden 56 ülkenin, bir istikrar adası, refah ve gelişmişlik timsali olduğunu hiç kimsenin iddia edemeyeceğini belirterek, "Farklı sebeplerden doğsa da Müslümanlar arasındaki ihtilaflar derindir. İslam ülkeleri arasındaki dayanışma yetersizdir. İslam toplumları silkinip ayağa kalkmakta zorluk çekmektedir. Cehalet devamlı körüklenmekte, ön yargılar güçlenmekte, hizip ve cepheleşmeler keskinleşmektedir" dedi.

İslamiyetin ruh köküne, anlam dünyasına, evrensel değer ve mesajlarına taban tabana zıt uygulama ve politikaların, Müslümanlar'ı ister istemez dara düşürdüğünü anlatan Bahçeli, "Eşitsizliklerle açılan uçurumlar, adaletsizliklerle kanayan yaralar, haksız ve hukuksuz yönetimlerle tırmanan çatışmalar İslam ülkelerini yakından tehdit etmektedir. İslam ülkeleri ne yazık ki etnik ve mezhep temelli terörün karanlık girdabındadır. Ölen Müslüman, öldüren gene Müslüman'dır. İslam'ın gerçek manasına yabancı, hakikat tebliğine kapalı ne kadar Batı beslemesi, emperyalizm bekçisi yönetim varsa, Müslümanlar'ın kanını emmekte, geleceğiyle oynamaktadır. İslam ülkeleri bir olmadıktan, birlikte hareket etmedikten sonra bundan sonraki akıbet yine felaket, yine göz gözü görmez kan tufanı olacaktır" diye konuştu.

Devlet Bahçeli, İslamiyet'le şereflenmiş hiçbir toplumun terörü bir vesile ve nedenle destekleyemeyeceğini, arkasında duramayacağını vurgulayan ve "Müslümanlar'ın çığlığını duymak lazımdır" diyen Bahçeli, konuşmasına şöyle devam etti:
"Müslümanlar'ın feryadını dindirmek boynumuzun borcudur. IŞİD'in, El Kaide'nin, Boko Haram'ın, Eş Şebab'ın ve benzeri diğer terör örgütlerinin hedefinde olan masum canları, mazlum milyonları kaderine terk etmek suça ortak olmaktır. İslam kılıfı altında terör estiren örgütlere yaşama alanı tanınmazsa, kutsallarımızı silah ve bombaya çeviren katillere en ufak itibar ve iktidar umudu verilmezse, yaşanan dramatik dönem bıçak gibi kesilecektir. Bu sorumluluk elbette tüm Müslümanlar'ın omuzlarındadır. İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi ülkelerin teröre ve diğer suçlara karşı amasız fakatsız bir dayanışma içine girmesi kaçınılmazdır. Bu kapsamda, İstanbul odaklı İslam İşbirliği Teşkilatı Polis İşbirliği ve Koordinasyon Merkezi'nin kurulma niyeti olumlu ve hayırlı neticeler verebilecektir. İslam ülkeleri arasında ağırlaşan sorunları çözecek kurum ve kuralların inşası gerekmektedir. Dileğimiz İslam ülkelerinin kaos kıskacından çıkarak kendilerine gelmesi, öz değerlerine dönmesi, derlenip toparlanarak sahip oldukları muazzam medeniyeti tekrar diriltmeleridir." 

Devlet Bahçeli, Avrupa Parlamentosu Türkiye Raporu'nun 14 Nisan 2016 Perşembe günü kabul edildiğini anımsatarak, raporda Türkiye'nin hiçbir hassasiyetinin gözetilmediği, hiçbir değerine saygı duyulmadığı ve dikkate almadığını kaydetti. Bahçeli, şöyle devam etti:
"Doğal olarak ölü doğmuş, Türkiye tarafından isabetli şekilde yok sayılmış ve aynen iade edilmesi yönünde bir irade belirmiştir. Avrupa Parlamentosu, Türkiye'den PKK’ya orantılı güç kullanmasını yüzsüzce istemektedir. Avrupa zihniyeti orantılı olmaktan ne anlamaktadır? Teröristler evlatlarımıza kıyarken, büyükşehirlerimizde canlı bombalar patlarken orantısız ilgisizliğin içine gömülenler bize ne anlatmaktadır? PKK'yı Avrupa başkentlerinde konuk edip sırtını sıvazlayanlar bize insanlık mı öğretmektedir? Avrupa Parlamentosu ikircikli ve tutarsızdır. Türkiye'nin aleyhine bir karara imza atmıştır. Avrupa Parlamentosu, sözde Kürt sorununun barışçı çözüme kavuşturularak ihanet sürecinin yeniden başlatılmasını, Güneydoğu’da sokağa çıkma yasaklarına son verilmesini, Kıbrıs Rum kesimiyle birlikte sözde Ermeni soykırım iddialarının tanınmasını istemiştir."

"Avrupa Parlamentosu'nun başka bir derdi ve arzusu var mıdır?" diye soran Devlet Bahçeli, şunları söyledi:
"Şayet paşa gönülleri dilerse vatanımızı bırakalım, tarihi haklarımızdan hemen vazgeçelim. Yoksa istenen bu mudur? Avrupa Parlamentosu skandal raporunda, PKK terör örgütünün AB terör örgütleri listesinden çıkarılması talebi gündeme getirilmiştir. Söz konusu rapordaki bir diğer açmaz ise Türkiye'nin AB ile yürüttüğü müzakere sürecinin yavaşlatılması, askıya alınması, sağlanan fonların kesintiye uğraması çerçevesindeki tavsiyedir. AB, Türkiye’nin üyelik sürecinin mülteciler konusundan ayrı tutulacağını belirterek, verdiği sözlere bağlı kalmayacağını açıkça göstermiştir. Raporda geri kabul anlaşması kapsamında Türkiye'ye sunulacak vize muafiyeti hakkının da Haziran'a yetişmeyeceği anlaşılmaktadır."

Hollandalı bir raportörün oturduğu yerden 78 milyona aklınca ayar vermeye, hizaya getirmeye kalkıştığını belirten Bahçeli, konuşmasında, "Bu yanlarına bırakılacak mıdır? AKP hükümeti, AB dayatmalarına, hakaretlerine, küçümsemelerine bilmediğimiz hangi sınıra kadar tahammül ve sabır gösterecektir. Katılım süreci derken tekrar müzakere süreci tanımlamasına dönülmesi AB'nin sinsi niyetini, aklının köşesindeki hedefi göstermektedir" ifadelerine yer verdi.

Avrupa'nın olumsuz tutumuna karşı Türkiye'nin susup kaderine razı olmasının beklenemeyeceğini ifade eden MHP Genel Başkanı Bahçeli, şunları söyledi:
"Bir Alman komedyanın Türkiye Cumhuriyeti'ne, Türklüğe ve Cumhurbaşkanı'na aşağılık şekilde saldırması, ahlaksız ifadelerle şaklabanlığa yeltenmesi dünün ihmal ve düşüncesizliklerinin eseridir. Özgürlüğü iki yanı keskin silah gibi kullanan çevre ve kimseler için duracak sınır yoktur. Nasıl olsa özgürlük her kilidi açacaktır. Tıpkı vahşilerin özgür oldukları için birbirlerini yemeleri gibi, özgürlüğü istismar edip işine geldiği şekliyle yorumlayanlar hiçbir kural ve insafı takmamaktadır. Hakaretin özgürlüğü olamaz. İhanetin özgürlüğü olamaz. Düşmanlığın da özgürlüğü olamaz. Mizah bir zeka, kabiliyet ve bellek ürünüdür. Fakat gülmek adına hiçbir insan aşağılanamaz, hiçbir millet terbiyesizce küçümsenemez.

Alman komedyanın kendi kültür ve toplum dairesinde melun söz ve şiirinin bir karşılığı olabilir. Hatta buna kahkaha atanlar da çıkabilir. Ne var ki Türk-İslam ahlakında böyle bir mizah anlayışına, böylesi bir soysuzluğa cevaz yoktur, hiç de olmayacaktır. Milliyetçi Hareket Partisi millidir, hakkın ve haklının yanındadır. Siyasi mücadele halinde olsak da hiçbir rakibimizin yabancılar tarafından küçük düşürülmesine ortak olmayız, buna seyirci kalmayız. Avrupalı değil, Türk’üz, Türk milletiyiz. Geleceğimiz birilerinin iddia ettiği gibi, Trans-Atlantik değerlere değil, Türk kültür ve geleneklerine bağlıdır."

Milliyetçi Hareket Partisi’nin kalbinin milletiyle beraber attığını, MHP'nin Türklüğün muhafızı, Türkiye sevdalısı olduğunu kaydeden Bahçeli, "Bizde siyasi pazarlık yoktur. Saklayacak bir ilişkimiz, boynumuzu bükecek bir yanlışımız çok şükür hiç olmamıştır. Milliyetçi Hareket Partisi onun bunun oyuncağı olmayacak, onun bunun eline düşüp de iflasını kimseler göremeyecektir. Manşetler ne derse desin, köşelerini paralel kurşunu gibi kim kullanırsa kullansın, biz bildiğimizi okuyacağız, inandığımızı yapacağız. Ne okyanus ötesi elemanları, ne çeteler, ne devlet içine yuvalanmış şebekeler, ne siyasi senaristler, ne de fırıldak gibi ortalıkta dönen ruhsuzlar, şehit yadigarı bu kutlu çatıyı uçuramayacaklardır. Allah’ın izni ve kelamıyla alayına yeteriz. Biz başarmaya karar verdik, biz iktidara gelmeye söz verdik, yolumuza kim çıkarsa ya aşar, ya yener, ya da ezip geçeriz" değerlendirmesinde bulundu.

İlginizi çekebilecek diğer haberler