"Müslümanlar'ın Meselesini Müslümanlar'ın Çözmesi Lazım"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Müslümanlar'ın meselesini niçin Müslüman olmayanlara havale ediyoruz ki? Müslümanlar'ın meselesini Müslümanlar'ın çözmesi lazım; İslam İşbirliği Teşkilatı bunları çözsün" dedi.

16-04-2016


İki gündür İstanbul’da devam eden İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) 13. İslam Zirvesi’nin öğleden önce gerçekleşen kapanış oturumuyla sona ermesinin ardından, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İİT Genel Sekreteri İyad Medeni ile birlikte, ortak basın toplantısı düzenledi. İstanbul Kongre Merkezi’nde düzenlenen toplantıda Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Genel Sekreter Medeni, zirve ile ilgili değerlendirmelerde bulundu. Zirvenin başarıyla icra edilmesinde gösterdikleri gayret için, Genel Sekreter ve mesai arkadaşları ile Dışişleri Bakanlığı ve Türkiye adına katkı sağlayanların yanı sıra, zirveye katılan tüm liderlere ve ülke temsilcilerine teşekkür ederek sözlerine başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, zirvenin; üye ülkeler, İslam âlemi ve tüm dünya için hayırlara vesile olmasını diledi.

"İLERİYE TAŞIMANIN GAYRETİ İÇİNDE OLACAĞIZ"
1969 yılında kurulan İİT’nin, 56 üyesi ve 5 gözlemci üyesiyle, Birleşmiş Milletler’den sonra, dünyadaki en büyük 2’nci uluslararası örgüt olduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bundan daha önemlisinin İİT’nin bütün İslam ülkelerini bir araya getiren yegâne uluslararası platform olduğunu kaydederek, "Türkiye, kuruluşundan bu yana teşkilatın faaliyetlerinde aktif bir şekilde yer almış, daha etkin bir hale gelmesi için de çaba göstermiştir. Dün itibariyle devraldığımız dönem başkanlığımız boyunca, -ki iki yıl sürecek- bu çalışmaları daha ileriye taşımanın gayreti içinde olacağız" açıklamasında bulundu.

13’üncüsü gerçekleşen İslam Zirvesi’nin İİT’nin en yetkili organı olduğuna ve İstanbul Zirvesi’ni, "Adalet ve Barış İçin Birlik ve Dayanışma" temasıyla düzenlediklerine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, birlik ve dayanışma olmadan adalet ve barışın inşa edilemeyeceğini vurguladı ve "Birlik anlayışımızı, altını çizerek söylüyorum ‘kesrette vahdet’ (çoklukta birlik) ilkesi üzerine kurmamız gerekiyor. Farklılıklarımızla beraber birlik olmayı başaramadan, Müslümanlar olarak yaşadığımız sıkıntıları aşamayız. Barış ve adalet sütunları üzerinde yükselen bir medeniyetin mirasçılarının, bugün daha çok iç savaşlar, silahlı çatışmalar, mezhep taassubu ve terörle anılıyor olması, gerçekten üzüntü vericidir" diye konuştu.

MEZHEPÇİLİK, IRKÇILIK VE TERÖR FİTNESİ
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İslam dünyasının bugün mezhepçilik, ırkçılık ve terör olmak üzere üç konuda büyük sıkıntı çektiğini, bunların birer fitne olduğunu ve Müslümanlar'ın zayıflatıp kan kaybına uğrattığını ifade etti. Erdoğan sözünü ettiği üç sorun ile ilgili şu değerlendirmelerde bulundu:
"Dikkat edin, mezhepçilikte ölen Müslüman ve tekbir getirerek, ‘Allahu ekber’ diyerek ölüyor. Öldüren, o da ‘Allahu ekber’ diyerek öldürüyor. Bu ne menem iştir? Dün de konuşmamda söyledim, biz mezhepçilik noktasında ne Şii dinindeniz, ne Sünni dinindeniz, o başka bir şey. Bizim tek dinimiz var, İslam. Ben Müslümanım, diğerleri birer yol olabilir, ona saygı da duyarız, ama İslam’ı asla tartışmayız, yeni yeni yollar aranması gibi bu tür fitne unsurlarının içerisine giremeyiz, oralarda rol alamayız. İkincisi ırkçılık… Rabbim bizleri kavimler halinde yarattı, herkesin kavmine saygı duyarız, Arap’ına, Türk’üne, Kürt’üne, Laz’ına, Çerkez’ine, Gürcü’süne, Abhaza’sına, velhasıl dünyada ne kadar kavim varsa, ırk varsa hepsine saygı duyarız. Ama bir ırk diğer ırka üstünlük mücadelesine, üstünlük kavgasına girerse, işte bu da bir fitnedir. Bunlar bizi böler, parçalar, bizi vicdandan da uzaklaştırır, insanlıktan da uzaklaştırır, hele hele İslam’ın içerisinde bu ırkçılık fitnesi yaygınlaştırılırsa bu bir aynı zamanda da beladır. Ve bir diğeri de terördür. Şu anda terör belasının insanlık bedelini ödüyor. İşte kendi ülkemizde yaklaşık 35 yıldır biz terörle mücadele ediyoruz ve kaybettiğimiz insan sayısı ortada, maddi bedel ortada."

RUSYA’NIN PYD’Yİ SİLAHLANDIRMASI
PKK’nın kendi içinden yeni terör örgütleri doğduğunu; bunlardan bir tanesinin PYD diğerinin de YPG olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerine şöyle devam etti:
"Bakın şimdi Rusya açıklama yapıyor, ‘Evet, biz PYD’yi silahlandırıyoruz’ diyor. Gerçekler ortada. Ve Moskova’da kendilerine ofis açtırıyor. Kimlerin terör örgütlerinin yanında yer aldığı artık gizlenmiyor, açık-net ortada. Biliyorsunuz DAEŞ terör örgütü, Irak’tan başladı, Suriye’de yaygınlaştı, şimdi dünyanın değişik ülkelerinde, kıtalarında yer alıyor. İşte Boko Haram, bunlar hep birlikte gelişiyorlar. Ve oralarda da yine ciddi manada tahribatlar meydana getiriliyor. Ama sorduğunuz zaman bunu İslam adına yaptıklarını söylüyorlar. Bunların İslam’la falan alakası yok. Zira bizim dinimiz bir sulh dinidir, bir barış dinidir."

"YAŞANAN KRİZLER DİKKAT ÇEKİCİ"
İç yakan bu acı manzaranın oluşumunda küresel sistemin yapısındaki adaletsizliğin ve dışarıdan yapılan müdahalelerin payının görmezden gelinemeyeceğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyada yaşanan insani dramların, krizlerin büyük kısmının Müslümanlar'ın yoğunlukta olduğu coğrafyalarda gerçekleştiğine dikkat çekerek bunun üzerinde durulması gerektiğini söyledi. "Acaba niçin halkı Müslüman olan ülkelerde bu terör yaygınlaşıyor? Acaba bunun arkasında kimler var? Hangi unsurlar var, hangi ülkeler var? Niçin bunlar acaba halkı Müslüman olan ülkelerde yaygınlaşıyor?" sorularını yönelten Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunlar sorgulandığında terör olaylarının daha sonra neden iç savaşa dönüştüğünün anlam kazandığını dile getirdi.

Dünyanın her köşesindeki Müslümanlar'ın sorunlarıyla ilgilenip onlarla dayanışma sergilemenin, İslam İşbirliği Teşkilatı’nın asli vazifesi olduğunun ve zaten bunun için kurulduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ta başından itibaren biliyorsunuz ‘İslam Konferansı’ olarak çıkmış olan bu örgüte, dedik ki ‘İslam Konferansı’ ifadesi yakışmıyor. Bir yerde konferansı verirsin, İslam’la ilgili konferans da verirsin. Ama İslam Konferansı dediğiniz zaman bu farklı bir şey; bunun bir teşkilat haline gelmesi, bir örgüt haline gelmesi gerekir. Şimdi temenni ediyorum ki, İslam İşbirliği Teşkilatı, teşkilatlanmanın, teşkilatçılığın en önemli adımlarını atıyor ve atacaktır" sözlerine yer verdi. Zirve toplantısı vesilesiyle çok sayıda çalışma ziyareti, resmi ziyaret ve ikili temas gerçekleştirme imkânı bulduklarını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, görüştüğü liderlerle zirve gündeminde yer alan konuları, ülkeler arası karşılıklı ilişkileri değerlendirdiklerini, mezhepçilikten, iç çatışmalarla mücadele ve kalkınmaya kadar geniş bir alanda görüş alışverişinde bulunduklarını açıkladı.

İİT POLİS İŞBİRLİĞİ VE KOORDİNASYON MERKEZİ KURULMASI
İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi ülkeler olarak ayrım yapmadan tüm terör örgütleriyle, İslam dinini istismar eden tüm cinayet şebekeleriyle mücadele etme konusunda mutabık kaldıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye olarak gündeme getirdiğimiz ‘İslam İşbirliği Teşkilatı Polis İşbirliği ve Koordinasyon Merkezi’nin kurulması önerimizin kabul görmesinden memnuniyet duyuyoruz, hayırlı olsun diyorum. Aynı şekilde Suudi Arabistan öncülüğünde konuşulan ‘Teröre Karşı İslam İttifakı’ girişiminin krizler ve tehditlerle mücadelede etkin bir yapı haline getirilmesi arzumuzu ifade ettik" diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, uluslararası kuruluşlardaki temsil adaletsizliği, özellikle de Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin yapısına ilişkin eleştiri ve tekliflerini de İstanbul Zirvesi’nde İİT üyeleriyle bir kez daha paylaştıklarını da sözlerine ekledi.

"DAHA ETKİLİ BİR ŞEKİLDE TEMSİL EDİLMELİ"
İİT’nin bir gençlik kolu olduğunu hatırlatan ve bu zirve kapsamında teşkilatın bir de kadın kolunun olması yönünde Genel Sekreter ve üye ülke liderlerine teklifte bulunduğunu aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yapının gerçekleşmesi durumunda Müslüman kadınların kendi sorunlarının uluslararası toplantılarda bizzat kendileri tarafından ortaya konulmasının sağlanacağını dile getirdi ve "Kadın Kolları adıyla teşkilatın bünyesinde böyle bir birimin olmasını önemsiyorum. Gençlerin ve kadınların teşkilat bünyesinde daha etkili bir şekilde temsil edilmesi konusundaki düşüncelerimiz ve ısrarımız bu zirvede de ifade etmek veya edilme noktasında imkân buldu" şeklinde konuştu.

"İSLAM İŞBİRLİĞİ TEŞKİLATI'NIN ORTAK BİR KIZILAY'I YOK"
Yine zirve kapsamında üye ülkelerdeki Kızılay kuruluşlarının ortak bir çatı etrafında buluşarak dünyanın en etkili yardım kuruluşu haline dönüşmesi gerektiği görüşlerini sunduklarını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, teklifi ile ilgili düşüncelerini ve gündeme getirdiği diğer bir teklifini şu cümlelerle aktardı:
"Şu anda 56 İslam ülkesinin olduğu İslam İşbirliği Teşkilatı’nın ortak bir Kızılay’ı yok. Her ülkenin kendine has Kızılay veya farklı isimler altında bu tür kuruluşları var. Ama diyorum ki; niçin böyle bir yardım kuruluşunu İslam İşbirliği Teşkilatı ortak bir kuruluş haline getirmesin? Eğer bu bir ortak kuruluş haline gelirse, ben inanıyorum ki herhangi bir İslam veya gayrimüslim, hangi ülkede olursa olsun, elini uzattığı zaman çok daha güçlü uzatacaktır, yardım eli oralara çok daha güçlü gidecektir diye düşünüyorum. Zirve sırasında üye ülkelerin dikkatine sunduğumuz bir diğer teklifimiz de, merkezi İstanbul olan bir uluslararası tahkim müessesesi kurulmasıdır."

AVRUPA MÜSLÜMANLARI GRUBUNUN EKLENMESİ
İstanbul Zirvesi’nde kabul edilen ‘İslam İşbirliği Teşkilatı 2025 Eylem Programı’nın üye ülkelerin kalkınma çabalarına destek verecek, yol haritası olacak çok önemli bir belge olduğuna dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, zirvede Bosna Hersek Devlet Başkanlığı Konseyi Başkanı Bakir İzetbegoviç’in; teşkilatın mevcut yapısı içinde var olan Asya, Arap ve Afrika gruplarına, Avrupa grubunun eklenmesi teklifinde bulunduğunu açıkladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye olarak Avrupa kıtasında yaşayan ve sayıları 30-40 milyona yaklaşan Müslümanlar'ı temsil eden bir Avrupa Müslümanları Grubu’nun bir an önce teşkilat bünyesinde yerini almasını arzu ettiklerini de sözlerine ekledi. Tüm bu hususların hayata geçirilmesi yönünde gerekli adımların, dönem başkanı olarak kendilerinin ve teşkilat sekretaryasının takibi neticesinde hızla atılacağına inandığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, açıklamasında Karabağ meselesi, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) ve Kosova’nın henüz kimi İİT üye ülkeleri tarafından tanınmaması ve Keşmir sorunun çözümü konularına da değindi.

KKTC VE KOSOVA’NIN TANINMASI
BM’nin Azerbaycan lehine verdiği karara rağmen 25 yıldır Karabağ’ın Ermeni işgalinde olduğuna işaret ederek, Azerbaycan tarafından verilen mücadeleyi desteklediklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Minsk Üçlüsü’nün bu konuda ciddi adımlar atması gerektiğini kaydetti. KKTC ve Kosova’yı, 56 İslam ülkesi içinde henüz tanımamış ülkelerin olmasının kendilerini üzdüğünü; tanımamaya ilişkin gerekçeler sunarak bu konuyu ertelemelerini anlayamadığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Jammu-Keşmir sorunun çözümüne ilişkin ise, "Jammu-Keşmir sorununun çözümü için en doğru ve en hakkaniyetli yolun bölge halkının tercihlerine kulak verilmesi olduğuna inanıyoruz. On yıllardır devam eden bu Keşmir sorununun bu kadar uzatılmasını anlamak da mümkün değil. Halkın taleplerine, halkın bu noktadaki tercihlerine kulak verilmeyen bir Keşmir meselesi vardır" eleştirisinde bulundu.

"ANLAMSIZ HALE GELİR"
Cumhurbaşkanı Erdoğan yaptığı açıklamada; Müslümanlar'ın azınlık olarak yaşadıkları yerlerde, etkisi hissedilen İslamofobi, baskı, şiddet ve diğer tüm olumsuzlukların önüne geçilebilmesi için İslam ülkelerinin hep birlikte hareket etmesinin şart olduğunu vurguladı ve sözlerini şöyle sürdürdü:
"Dönem Başkanlığımız süresince İslam İşbirliği Teşkilatı’nın Müslümanlar'ın işte bu birlik ve beraberliğinin hakiki ve etkin bir platformu haline getirmek için gayet göstereceğiz. Açıkçası, Müslümanlar'ın sorunlarına çözümler üretemeyen, bu konuda gereken kararlılığı ve imkânları ortaya koyamayan bir teşkilatın varlığı anlamsız hale gelir. Müslümanlar'ın meselesini niçin Müslüman olmayanlara havale ediyoruz ki? Müslümanlar'ın meselesini Müslümanlar'ın çözmesi lazım; İslam İşbirliği Teşkilatı bunları çözsün. Açık ve samimi söylüyorum, bundan dolayı bizim için birçok karalamalar yapılabilir. Nedir o? İslam ülkelerinde olanlara dikkat edin; birliğe, beraberliğe, barışa, sonuca ulaşan hiçbir ülke yok. Yapılan ne biliyor musunuz? O ülkede petrol var mı? Var. Zenginlikler var mı? Var, hep onun üzerine gidilmektedir. İşte bugün Irak’ta petrol varlığının yüzde 80’ini Irak’a müdahale edenler şu anda paylaşmaktadır. Yüzde 20’si Irak’ın kendisine kalmıştır, Iraklılar da bunu kendi aralarında görüyorsunuz paylaşamamaktadır. Libya’ya bakın aynısını göreceksiniz. Kaldı ki Libya’nın bir de Libya’daki olayların olduğu dönemlerde dünyanın o gelişmiş ülkelerinin bankalarında olan paraları 170 milyar dolardı, ama şu anda, bugün de şöyle bir daha sorayım edeyim dedim, maalesef oralarda kalan paranın 30-40 milyar dolar civarında olduğunu öğrendim. Afrika ülkelerinde de aynı durumun söz konusu. Afrika'nın sahip olduğu cevherlerin, elmas ve altınların kimler tarafından sömürüldüğünün görülmesi gerekir."

İSTANBUL ZİRVESİ NİHAİ BİLDİRİSİ
"Biz İslam İşbirliği Teşkilatı’nın temsil ettiği kitleye ve adına yakışır gerçek bir uluslararası teşkilat olması için mücadele ettik, etmeyi de sürdüreceğiz" ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul Zirvesi’nin bir diğer önemli çıktısının da bugün üyeler tarafından kabul edilen Nihai Bildiri olduğunu ifade etti. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında Nihai Bildiri’nin içeriğine ilişkin şu açıklamalara yer verdi:
"Bildiri ve içeriği bugün yüz yüze olduğumuz meseleler karşısında İslam ülkelerinin hassasiyetlerini ve ortak duruşunu yansıtması açısından son derece değerlidir. Bildiride üye ülkelerdeki siyasi gelişmeler, ekonomik, kültürel ve sosyal konular, insani durum ile teşkilat üyesi olmayan ülkelerdeki Müslüman toplumların durumu gibi konulara temas ettik."

"DESTEĞİMİZ ARTARAK DEVAM EDECEK"
Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle devam etti:
"Kabul ettiğimiz Filistin kararı Filistinli kardeşlerimizin onurlu direnişine İslam dünyası olarak verdiğimiz desteğin bir kez daha en üst düzeyde ifade edilmesidir. Kudüs’ün ve Filistinli kardeşlerimizin istiklal mücadelesine desteğimiz inşallah artarak devam edecektir. İslam dünyasının ortak sorularına ve çözüm yollarına değindiğimiz İstanbul Bildirgesi de bugün katılımcıların dikkatine sunulmuştur. Bu bildirgeyle farklılıklarımızın bilincinde olarak birliğimizi, beraberliğimizi güçlendirme kararımızı net bir şekilde ortaya koyduk. Artan terör tehdidi karşısında terör örgütleri arasında hiçbir ayrım yapmadan tamamıyla mücadele etme hedefimizi İstanbul Deklarasyonu olarak tüm dünyaya ilan ettik. Ben 13. İslam Zirvesi’nin bilhassa içinden geçtiğimiz sancılı süreçte alınan kararlar ve sergilenen ortak duruş itibarıyla tarihî öneme sahip olduğuna inanıyorum. İnşallah önümüzdeki dönemde İslam ülkeleri olarak el ele vererek çalışmalarımızı sürdüreceğiz."

"İSTANBUL ZİRVESİ’YLE ÇOK ÖNEMLİ BİR MESAJ VERDİK"
Her şeyin zıddıyla kaim olduğunu; zulüm olduğu müddetçe adalete inanan, onu tesis etmek için çalışan adalet savunucularının da olacağını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı:
"İstanbul Zirvesi’yle sadece Müslümanlar'a değil, tüm dünyaya adalet ve barışın tesisi noktasında çok önemli bir mesaj verdiğimize inanıyorum. Bu düşüncelerle bir kez daha zirveye katılan tüm ülkelerin devlet ve hükûmet başkanlarıyla, temsilcilerine şükranlarımı sunuyorum. Zirve sonuçlarının İslam âlemi ve insanlık için hayırla vesile olmasını Rabbimden niyaz ediyorum, tüm emeği geçenleri huzurunuzda şahsım, milletim adına kutluyorum."

"GENEL SEKRETERLİK OLARAK GEREKLİ ADIMLARI ATACAĞIZ"
İİT Genel Sekreteri İyad Medeni de yaptığı açıklamada zirvedeki en önemli adımlar arasında; 10 yıllık eylem planı ve Filistin meselesinin çözümüne ilişkin ortaya konan çabaların olduğunu söyledi ve şunları ekledi:
"Bana göre ele alınan en önemli kararlardan bir tanesi de; tamamıyla uzlaşıya yönelik adımların atılması ve Genel Sekreter'in de üye ülkeler içerisinde mevcut ihtilafların ve sıkıntıların gerek ikili düzeyde ve gerekse çoklu düzeyde arabulucuk yaparak, müdahale ederek, görüşleri alarak, bir araya getirerek ihtilafların ve sıkıntıların giderilmesi yönündeki çabalarıdır. Bizler de Genel Sekreterlik olarak da bu sorumluluk çerçevesinde adımlarımızı atacağız. Yine çok önemli bir şey de; Kazakistan’ın önümüzdeki yıl içerisinde ‘Teknoloji ve Bilim Zirvesi’ önerisi oldu. Toplumlarımızda genç nüfusun fazla olduğunu dikkate alırsak, bilim ve teknolojinin geleceğe ufuklar açması bakımından bu da çok önemli."

Zirveyi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliği ve önderliğinde başaralı bir şekilde tamamladıklarını dile getiren İİT Genel Sekreteri Medeni, açıklamasını Cumhurbaşkanı Erdoğan’a teşekkür ederek tamamladı.

İlginizi çekebilecek diğer haberler