"Olağanüstü Kongrede Aday Olmayacağım"

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Davutoğlu, "Bu şartlarda olağanüstü kongrede aday olmayacağım ama AK Parti milletvekilliğim ve AK Parti'nin neferi olarak yürütmekte olduğum siyaset ve demokrasi mücadelesini son ana kadar sürdüreceğim" dedi.

06-05-2016


Başbakan Davutoğlu, AK Parti Genel Merkezi'nde düzenlenen Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısının ardından basın toplantısı düzenledi. Konuşmasına, "Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı ve Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı olarak bütün milletimi, herbirinizi saygı ve muhabbetlerimle selamlıyorum" sözleriyle başlayan Davutoğlu, son 25 yıldır modern tarihin en köklü dönüşümlerinin geçtiği bir sürecin içinde bulunduklarını bildirdi. Davutoğlu, "Bu 25 yıllık tarihte bir akademisyen olarak, bir Başbakan Başdanışmanı ve Büyükelçi olarak, Dışişleri Bakanı olarak ve Başbakan olarak aziz milletimizin hizmetinde olmak benim için en büyük gurur vesilesi olmuştur" ifadesini kullandı. 

Davutoğlu, şöyle devam etti:
"Allah bu hizmetlerin karşılığını en hak ettiğimiz şekilde versin niyazında bulunarak bugün sizlerin huzurunuza çıkmış bulunuyorum. Bildiğiniz gibi 28 Ağustos 2014 tarihinde partimizin Olağanüstü 1. Kongresi'nde kurucu Genel Başkanımız Liderimiz Sayın Recep Tayyip Erdoğan'dan kutsal bir emaneti devraldım. Bu emaneti devralırken orada yaptığım konuşmada vurguladığım temel hususları hep hayatımda ve daha sonra Başbakanlık dönemimde kendime şiar edindim. Bugün geriye dönüp baktığımda, bu hususlardan hiçbir şekilde ayrılmadığımı ve bu hususların hayata geçmesi için canla başla çalıştığımı düşünüyorum. Bunun şahidinin aziz milletimiz olduğunu bir kez daha ifade etmek istiyorum. Bu dönemde yaşananlar, yaşadıklarımız tarihin ve milletin şahitliğinde gerçekleşti."

"KURUCU, KARİZMATİK BİR LİDERDEN SONRA..."
Şimdi gelinen noktada, birlikte bir muhasebe ve bundan sonraki gelecek perspektifle ilgili kanaatleri paylaşmak gerektiği inancında olduğunu belirten Davutoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Bu yaklaşık 20 aylık süreç, 3 döneme ayrılabilir. Birinci dönem 28 Ağustos 2014 ile 7 Haziran 2015 tarihleri arasındaki dönemdir. Yani 62. Hükümet dönemi. Bu dönemin en önemli meydan okuması, kurucu, karizmatik bir liderden sonra AK Parti'nin bir bütün olarak geleceğe hazırlanmasıydı. Geçmişteki siyasi tecrübeler göstermiştir ki karizmatik liderlerden sonra bir boşluk doğar, bu boşlukta partiler yavaş yavaş kendi özelliklerini kaybetmeye başlarlar. Benim bu dönemde en önemli hedef olarak kendime tayin ettiğim husus, Türkiye'nin geleceğini Türkiye'nin kaderini temsil eden, AK Partimiz'in birliğini beraberliğinin muhafazası olmuştur. O günleri hatırlayınız, birçok yorumlar yapılıyordu. Üç dönemlik arkadaşlarla ilgili değişik kanaatler serdediliyordu. O günden bugüne hamdolsun gururla, huzurunuzda ifade ediyorum ki, benim AK Parti Genel Başkanlığım döneminde bu partiden tek bir istifa yaşanmamış tek bir kardeş ihtilafı görülmemiş ve partimizin omurgasından da yapısından da hiçbir şey eksilmemiştir. Bu önemli bir meydan okumaydı. Geçmişte ANAP ve Doğruyol tecrübelerini bilenler bugün bu noktada elde ettiğimiz başarıyı herhalde görürler. Bu çerçevede bu konuda bana katkıda bulanan bütün arkadaşlarıma teşekkürü bir borç biliyorum."

Davutoğlu, 62. Hükümet döneminde ikinci hedefinin suhuletle ülkeyi seçime götürmek olduğuna işaret ederek, şunları kaydetti:
"7 Haziran seçimleri ve paralel yapı faaliyetleri, Suriye’de ortaya çıkan gelişmeler, birçok husus suhuletle ülkeyi seçime götürme bağlamında meydan okumaları beraberinde getiriyordu. Birçok kaos senaryoları söz konusuydu. Hamdolsun, 62. Hükümetimiz 7 Haziran seçimlerine ülkeyi suhuletle götürdü. Üçüncüsü ülke güvenlik bağlamında, daha Başbakan olduğum andan itibaren başlayan bir meydan okuma vardı. Kobani olayları bahane edilerek yürütülen, 6-7 Ekim terör olayları, hem bu olayların üstesinden gelmek hem yaraları sarmak hem de daha kapsamlı terör tehdidiyle karşı karşıya kaldığımızda söz konusu olacak hazırlıkları yapmak üzere kapsamlı bir güvenlik planlamasını arkadaşlarımızla birlikte hayata geçirdik. Bu dönemin dördüncü hedefi, Sayın Cumhurbaşkanımız'ın Başbakanlığı döneminde başlatılan bütün yatırımların eksiksiz sürdürülmesi, bu yatırımların devam etmesi yanında ülkenin ekonomik istikrarının muhafaza edilmesiydi. Geçtiğimiz günlerde Osman Gazi Köprüsü'nün onurunu hep beraber yaşadık, yine buradan onurla ifade ediyorum. Başında bulunduğum Bakanlar Kurulları'nın dönemlerinde hiçbir yatırım geride kalmamış, hiçbir yatırımın takviminde aksama söz konusu olmamıştır. O günlerde 2014 sonlarında ilan ettiğimiz 25 öncelikli dönüşüm programlarıyla ekonomimizin çerçevesi çizilmiştir."

7 Haziran ile 1 Kasım arasındaki süreci, Türk demokrasi döneminin en kritik dönemi olarak niteleyen Davutoğlu, 7 Haziran seçimi sonrası için "13 yıllık istikrar sonrasında partimizin Meclis'te çoğunluğunu alamaması dolayısıyla puslu havayı seven bütün çakallar ortaya çıkmıştı" değerlendirmesinde bulundu. Davutoğlu, 7 Haziran seçimi sonrası partide hüzün ve "acaba ne olacak" kaygısı olduğunu anlatarak, ancak kendisinin parti binasının balkonundan yaptığı konuşmada, teşkilat üyelerinden başlarına dik tutmalarını istediğini hatırlattı. Davutoğlu, 7 Haziran'dan sonra bir iç muhasebe yaptıklarını ve atılması gereken adımları gözden geçirdiklerini aktardı. Türkiye'yi bir saniye bile hükümetsiz bırakmamak için de bir söz verdiğini anımsatan Başbakan Davutoğlu, "Hamdolsun, huzurunuzdayım, 7 Haziran-1 Kasım arası kaos bekleyenler, kriz bekleyenler, hükümetsizlik, iradesizlik bekleyenler, çelikleşmiş bir iradeyi karşılarında buldular. Hiçbir kararı almakta bir saniye bile tereddüt etmedik. Hükümetsiz bir saniye bile yaşatmadık ülkemizi, zor bir dönemdi, Meclis'te çoğunluğu olmayan hükümetin, bir geçici hükümetin, en radikal, en zor kararları alması gerektiği bir dönemdi" diye konuştu. 

TERÖRLE MÜCADELEDE KARARLILIK
Hükümetin aldığı en önemli kararlardan birinin terörle mücadele olduğuna işaret eden Davutoğlu, 20 Temmuz'da Suruç saldırısı sonrası Türkiye'nin kapsamlı bir terör saldırısıyla karşı karşıya kaldığını ifade etti. Davutoğlu, güvenlik birimlerine terörle kararlılıkla mücadele edilmesi yönünde talimat verdiğini dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Mademki Türkiye'ye savaş ilan edilmiştir, mademki terör örgütü ve arkasındaki odaklar Türkiye'yi bir hedef haline getirmişlerdir, ülkemizin bütün dağları, bütün ovaları, bütün vadileri, bütün şehirleri, bütün ilçeleri, bütün mezraları terörden temizleninceye kadar mücadele edeceğiz. Hamdolsun, bugüne kadar da bu mücadeleden hiçbir taviz vermedik, inşallah önümüzdeki dönemde de yine AK Parti iktidarları hiçbir taviz vermeden bu yola devam edecektir."

Başbakan Davutoğlu, yüzde 85 katılım, yüzde 97,5 temsil ve yüzde 49,5 ile AK Parti'nin 1 Kasım'da yeniden iktidar olduğunu aktararak, yeni dönem için de yeni yatırım ve reformların belirlendiğini söyledi. İlk olarak tüm vaatleri 3 ayda bitirme kararı aldıklarının altını çizen Davutoğlu, "Hesap makamında olan, bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak bu kez 3 aylık dönemde bütün vaatlerimizi yerine getirmiş olmanın huzurunu ve onurunu yaşıyorum. Herhalde demokrasi tarihinde çok nadir görülen bir husustur" diye konuştu. "7 Haziran'da ve 1 Kasım'da 81 vilayeti dolaşarak, seçim meydanlarında verdiğimiz hiçbir söz şu anda yarım kalmış değildir. Yine sözlerimiz, vaatler dışında reformlarımızdı, 3 aylık reformlarımızı tamamladık, 6 aylık reformlarımızın bir kısmını yaptık ama reformlarımızın en büyüğü olacak olan inşallah bir gün hayata geçecek olan sivil, özgürlükçü, TBMM'nin ve milletin iradesiyle yazılmış sivil bir anayasa için de kurullar oluşturduk, gerekli adımları attık" diyen Davutoğlu, muhalefet liderleri ile görüştüklerini, uzlaşma komisyonu oluşturduklarını, ana muhalefet partisinin tutumu nedeniyle yarım kalan çalışmaları partide sürdürdüklerini aktardı. Davutoğlu, sivil ve özgürlükçü bir anayasa için temel zeminin oluştuğunu belirterek, bu çalışmanın da en kısa zamanda tamamlanmasını ümit ettiğini kaydetti. Terörle mücadele bağlamında Türkiye'nin bütün kritik ilçelerinde kapsamlı operasyonlar başlatıldığına dikkati çeken Davutoğlu, Aralık ayından itibaren Sur, Silopi, Cizre, Nusaybin, Varto gibi birçok ilçede operasyonların büyük bir başarıyla yürütüldüğünü ve yürütülmeye devam edeceğini bildirdi.

EKONOMİDEKİ GELİŞMELER
Ekonomik istikrarı sağladıklarının altını çizen Başbakan Davutoğlu, "Şu anda Türkiye, geçtiğimiz yılın sonunda 'her an kriz çıkabilir, ekonomik bakımdan sarsıntı olabilir' denilen Türkiye, bugün bütün ekonomik verilerde son derece sağlıklı işaretler veriyor. Özellikle 'asgari ücret dolayısıyla enflasyon artacak' denilen konjonktürden enflasyonun son 3 yılda en düşük düzeye düştüğü bir dönem yaşıyoruz" dedi. 

Ekonomide parıltılı bir bahar dönemi yaşandığını aktaran Davutoğlu, şu değerlendirmede bulundu:
"Özellikle de dün akşamdan itibaren ve bugün aldığımız karar çerçevesinde de kimsenin ekonomimizin verileriyle oynayacak spekülasyonlara gitmemesi uyarısında bulunuyorum. Bugünlerde aldığımız kararlar ne olursa olsun, son ana kadar vazife başında olan hükümetimiz vardır ve hiç kimse ekonominin iç dengeleriyle de oynamaya kalkmasın. Kurdaki düşüş, sağlıklı düşüş devam etmelidir. Hiç kimse şüphe de etmesin. Önümüzdeki 4 yılı tamamlayacak güçlü AK Parti hükümetleri devam edecektir. Bu bakımdan da bütün yatırımcılara, ekonomi çevrelerine, bu güven ve istikrar ortamının devam edeceği konusunda tereddüt etmemelerini özellikle vurguluyorum."

Davutoğlu, dış politikanın temel sütunlarını harekete geçirmek ve güçlendirmeler yapmak için de büyük çaba sarf ettiklerini söyledi. Avrupa Birliği-Türkiye Zirvesi'nin 13 yıl sonra gerçekleştiğini ve o günden bugüne 3 zirve yapıldığını anımsatan Davutoğlu, yürütülen faaliyetlerle Kasım ayında 7 bin civarında olan mülteci geçişinin son 15 gün içinde onlu rakamlara düştüğünü aktardı. Vize muafiyetinin sağlanması için de adımlar atıldığını dile getiren Davutoğlu, Avrupa Birliği Komisyonu'nun aldığı karar çerçevesinde bunun önemli bir aşamaya geldiğini vurguladı. Bu dönemde Türkiye'de G20 Zirvesi, İslam İşbirliği Teşkilatı Zirvesi gibi önemli zirveler gerçekleştirildiğini hatırlatan Davutoğlu, bu ay da Dünya İnsani Zirvesine ev sahipliği yapılacağını belirterek, her cephede, her veçhede üzerilerine düşeni yapmaya çalıştıklarını söyledi.

Davutoğlu, "Bütün bunları yaparken temel saikim, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olarak taşıdığım ağır sorumluluğun hakkını vermekti. Olağanüstü Kongre'de Sayın Cumhurbaşkanımız'ın yaptığı konuşmada da vurguladığı gibi, bu dönem güçlü Cumhurbaşkanı, güçlü Başbakan dönemiydi. Ben o gün, Sayın Cumhurbaşkanımız'ın vurguladığı prensibi hayata geçirmeye gayret ettim. O gün Sayın Cumhurbaşkanımız 'Emanetçi bir başbakan istemiyorum' demişti. Doğru bir tavırdı, doğru bir tavsiyeydi. Ben emaneti üstlendim ama Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık koltuğunun da hakkını vermek için gece gündüz çalıştım. Buna da milletimiz şahittir" diye konuştu. Bu dönemde temel ilkelerinin başında AK Parti'nin güçlü yapısının korunmasının geldiğini vurgulayan Davutoğlu, "Hiçbir yerde, son tartışmalardan bahisle de söylüyorum, herhangi bir ilçe teşkilatı veya il teşkilatı atamasında dahi, şahsi bir müdahalem olmamıştır. Teşkilat başkanımızın kullandığı yetkiler kurullarımızın normal işleyişi içinde 12 yıl içinde nasıl olmuşsa öyle olmuştur" ifadelerini kullandı. Davutoğlu, partilerin gelenekleriyle yaşadığını belirterek, AK Parti'nin geleneklerinin yaşatılmasını asli unsur olarak gördüğünü ve buna sadık kaldığını söyledi. Bu dönemde 81 vilayete gittiğini, adım atmadığı il kalmadığını anlatan Davutoğlu, bütün bu illerdeki vatandaşlara gösterdikleri misafirperverlik dolayısıyla teşekkür etti.

"PARTİMİZ YENİ BİR DÖNEMİN EŞİĞİNDEDİR"
Başbakanlığı süresince gerçekleştirdiği faaliyetlerin kısa bir özetini yaptığını dile getiren Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Partimiz yeni bir dönemin eşiğindedir. Son MKYK Toplantısı'nda yaşanan gelişmeler çerçevesinde yaptığımız istişarelerle ve son olarak da bugün MYK'da arkadaşlarımla istişare ettikten sonra, 22 Mayıs 2016 günü tüzüğün 70. maddesi gereğince partimizin olağanüstü kongreye gitmesi kararı aldım. Tüzüğün 70. maddesi bu yetkiyi Genel Başkana veriyor. Ben de Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı olarak 22 Mayıs 2016 gününde inşallah olağanüstü kongremizi yapacağımızı buradan ilan ediyorum." 

Davutoğlu, bütün bu tabloya, çalışmalara rağmen, seçimleri 1 Kasım'da kaybeden muhalefet liderleri genel başkanlık koltuğunu muhafaza ederken, kendisi yüzde 49,5 oy ve 24 milyon seçmenin desteğini almışken kongrede aday olmayı neden düşünmediği sorusunun akıllara geleceğini ve bunu cevaplamanın boynunun borcu olduğunu söyledi. Bunun haklı bir soru olduğunu dile getiren Davutoğlu, yüzde 49,5 oy oranının son kamuoyu anketlerinde yüzde 52'yi aştığını, yüzde 53-54'e varan bir orana yükseldiğini de belirtti. 

Davutoğlu, şöyle devam etti:
"Milletimizin huzurunda şunu ifade edelim, bizim dönemlerimiz bir başarı dönemidir. Benim bu kararı almamda herhangi bir şekilde hissettiğim başarısızlık duygusu ya da tarafımca atılmış bir adımdan duyulmuş pişmanlık söz konusu değildir. Yaptığım görevi hakkıyla ve onurumla yaptım. Peki neden böyle bir karar aldım? Hayat insana bir çok şey öğretiyor ama benim akademik hayattan bu yana hiç terk etmediğim prensiplerim var. Birisi, doktora yaparken profesör olmayı hedefledim ama hiçbir zaman hak ettiğim an gelmedikçe de peşinde koşmadım. Hiçbir zaman mevki ve makam talep etmedim. Başbakan başdanışmanlığı ve büyükelçilik, dışişleri bakanlığı ve başbakanlık görevleri onurlu, büyük görevlerdi, herkes bilir yaşayanlar ve şahit olanlar, bunların hiçbirisini ben talep etmedim. Hiçbirisi için bir an dahi lobi yapmak ya da bir şekilde talepte bulunmak niyetinde bulunmadım. Bugün de böyle bir talebim olmadı. Elhamdülillah, kongre üyelerimize teşekkür ediyorum, her iki olağan ve olağanüstü kongrede mutabakatla genel başkan seçildim. Mutabakatın olmadığı bir yerde de genel başkanlığa aday olmayı düşünmem."

"İNANMADIĞIM HİÇBİR ŞEYİ SAVUNMADIM"
En güçlü insanın, kendisiyle barışık, yaptığından emin, kalbiyle yüreğiyle yüzleştiğinde yüreğiyle barışık insan olduğunun altını çizen Davutoğlu, "Hayatta inanmadığım hiçbir şeyi savunmadım, inandığım hiçbir yerden de geri adım atmadım. Kimseyle pazarlık yapmadım. İnandığım değerler ve ilkeler uğruna pazarlık esasına dayalı bir mevki, makam hesabı, vizyonu içinde de olmadım" dedi.

Yola çıktığı arkadaşlarının birlikte oldukları inancıyla omuz omuza kendisiyle olduğundan emin olmak istediğini dile getiren Davutoğlu, kendisiyle olmadıkları anda da bunu söylemelerini arzu ettiğini aktardı. Davutoğlu, şu değerlendirmeyi yaptı:
"Bu bağlamda son MKYK'da yaşananlar ve önergenin kendisi parti usulleri bakımından benim açımdan çok büyük bir önem ittihaz etmiyor. Onun için de ilk imzayı kendim attım ama takip edilen yöntemi refik olma özelliğiyle bağdaştırmadım, bağdaştıramadım. Dolayısıyla eğer refik önemliyse ve hedef önemliyse hepimizin bir muhasebe yapması gerekiyordu. Refiklerimin de benim de. Bu anlamda yaptığım muhasebe, bütün arkadaşlarımla yaptığım istişareler Cumhurbaşkanımız dahil siyasi tecrübesine güvendiğim ve sorumluluk hissettiğim bütün dostlarımızla yaptığım istişare neticesinde AK Parti'nin birliğinin, beraberliğinin devamı için refik değişmesindense bir genel başkan değişiminin daha doğru olacağı kanaati bende hasıl oldu. Çünkü herhangi bir şekilde MKYK yenilenmesi partimiz içinde gereksiz tartışmalara sebebiyet verecekti. Bu bağlamda önümüzdeki olağanüstü kongrede bu şartlar altında aday olmayı düşünmüyorum."

AK PARTİ'NİN KADERİ ARTIK TÜRKİYE'NİN KADERİDİR"
AK Parti'nin kongreyi birlik ve beraberlik içinde yapması, hiçbir şekilde tartışma konusu yapılmaması gerektiğini dile getiren Davutoğlu, "Çünkü, AK Parti'nin kaderi artık Türkiye'nin kaderidir, gönül coğrafyamızın kaderidir" diye konuştu. Grup konuşmasında, "Nefsimi ayaklar altına alırım, bir faninin terk etmeyeceği düşünülen her makamı elimin tersiyle iterim ama asla bu kutlu hareketteki hiçbir dava arkadaşımın kalbini kırmam. Dünya mazlumlarının tek umudu olan bu ak hareketin zarar görmesine, bu ak yürekli kadroların üzülmesine izin vermem" dediğini anımsatan Davutoğlu, "Ben grup konuşmasında kendimi bağladım. Bu bağlılık çerçevesinde de bundan sonra adımlarımı atacağım" ifadesini kullandı. 

Bundan sonrasıyla ilgili olarak 5 temel hukuku gözeteceğini herkesin bilmesini istediğini belirten Davutoğlu, kimsenin spekülasyon yapmasına asla izin vermeyeceğini belirtti. Her zaman gözettiği ve bundan sonra da gözeteceği 5 hukuk bulunduğunu dile getiren Davutoğlu, bunlardan birincisinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile aralarındaki insani kardeşlik hukuku olduğunu bildirdi.

Bu bağlamda hiçbir spekülasyonun, yorumun yapılmasını doğru görmediğini ifade eden Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Ben Cumhurbaşkanımız'la son çeyrek asırda bir çok vesilelerle omuz omuza oldum. Bundan büyük bir gurur, onur duydum ve hep bu dostluğu, her şeyden öne aldım. Başbakan başdanışmanı olarak, dışişleri bakanı olarak, başbakan olarak onunla çalıştım. Daha önce partimizin kuruluş aşamasında bir çok görüşmelerimiz oldu. İlk görevi aldığım olağanüstü kongrede hatırlarsanız 'veda kongresi' deniyordu ben 'vefa kongresi' dedim. Şunu bir kez daha ifade ediyorum, ne gelişme olursa olsun ben verdiğim söze sadığım. Cumhurbaşkanımız'la son nefesime kadar vefa ilişkisini sürdüreceğim. Hiç kimse benim ağzımdan, benim dilimden, benim zihnimden Cumhurbaşkanımız aleyhine tek bir söz duymadı, duymayacak. Bunun açık ve net bilinmesini isterim ve bunun istismar konusu edilmesine de izin vermem. Cumhurbaşkanımız'ın onuru, hem Türkiye Cumhuriyeti Devleti Cumhurbaşkanı olarak hem benim dava arkadaşım olarak onun onuru benim onurumdur, onun ailesinin onuru benim ailemin onurudur, onun ailesi benim ailemdir. Burada kimsenin bundan sonra yeni fitne kapıları açmaya niyetlenmemesi icap eder."

"ARAMIZDAKİ İLİŞKİ NEZİH BİR DOSTLUK İLİŞKİSİDİR"
Siyasete girme kararını AK Parti'ye kapatılma davası açıldığı gün verdiğini ve o gün de bir taahhütte bulunduğunu anlatan Davutoğlu, o dönem "Bu kapatılma davası demokrasiye ve ülkemizin istikrarına açılan bir savaştır. Sonuna kadar yanınızdayım" dediğini, şimdi de aynı şeyi söylediğini ifade etti. Davutoğlu, "Bundan sonra da Türkiye'de bu tehditler söz konusuyken içeriden ve dışarıdan hain şebeke faaliyet içindeyken şunu ifade etmek isterim, evet bu şartlarda olağanüstü kongrede aday olmayacağım ama AK Parti milletvekilliğim ve AK Parti'nin neferi olarak yürütmekte olduğum siyaset ve demokrasi mücadelesini son ana kadar sürdüreceğim. Parti kapatma davası günü kendime ve o günkü dava arkadaşlarıma verdiğim sözün gereğini de bundan sonra yapacağım. Dün de, bugün de aramızdaki ilişki nezih bir dostluk ilişkisidir, böyle de kalacak" dedi. 

"KARŞISINDA ÖNCE BEN DURURUM"
Davutoğlu, ikinci olarak AK Parti'nin hukukunu koruyacağını bildirdi. AK Parti'nin artık Türkiye sınırlarının kaderiyle ilgili bir parti olmadığını vurgulayan Davutoğlu, "Gönül coğrafyamızın kaderi AK Parti'nin kaderiyle irtibatlıdır. AK Parti'nin birliği, beraberliği, istikbalimizin, istiklalimizin, gönül coğrafyamızdaki adalet arayışının, vicdanın en önemli teminatıdır. Bu bağlamda kim ki partimizde bir gedik açmaya, kim ki şu veya bu olay sebebiyle partimizden yolunu ayırmaya kalkarsa onun karşısında önce ben dururum. Bu süreçte hiç kimsenin şu veya bu gelişmeden rahatsız olduğu gerekçesiyle partide bir ayrışmaya izin vermemesi talebinde bulunuyorum" ifadesini kullandı. 

AK Parti teşkilatlarına teşekkür eden Davutoğlu, "İl teşkilatlarımıza ve yönetimlerimize, il başkanlarımıza, ilçe teşkilatlarımıza ve yönetimlerimize, ilçe başkanlarımıza, kadın kollarımıza, gençlik kollarımıza, erdemliler hareketinin temelini atan kurucu üyelerimize, milletvekillerimize, belediye başkanlarımıza, mahalle temsilcilerimize, sandık müşahitlerimize, Avrupa'daki temsilcilerimize, AK Parti'nin değerli bütün ak üyelerine ve milletimize bu anlamda teşekkür ediyorum" diye konuştu. AK Parti teşkilatlarına minnet borçlu olduğuna işaret eden Davutoğlu, geçen iki seçimde fotografik olarak bütün illerdeki mitinglerin zihninde olduğunu belirterek, alanlardaki coşkuyu kendilerine yaşatan AK Parti kadrolarına teşekkürlerini iletti. 

"ŞİMDİ BİRLİK VAKTİ"
Başbakan Davutoğlu, şimdi "birlik vakti" olduğuna değinerek, bu kadroların bir ve beraber olarak öncekinden daha büyük bir aşkla geleceğe hazırlanması gerektiğinin altını çizdi. AK Parti kadrolarına "Bugüne kadar önünüzdeydim, bundan sonra içinizdeyim" diye seslenen Davutoğlu, yaptığı faaliyetler dışında AK Parti teşkilatlarının içinde olmaya devam edeceğine dikkati çekti. AK Parti Gençlik Kollarına özel bir mesajı olduğunu belirten Davutoğlu, "Partimizin ideallerinin, varlık sebebinin teminatı AK Parti'nin gençlik kollarıdır. Gücün yozlaşması ihtimaline karşı hepimiz gayret sarf ederken, en fazla yatırım yapmamız gereken de AK Parti'nin gençlik kollarıdır" dedi. Gençlerin miting meydanlarında attığı "AK Gençlik burada hocasının yanında" sloganları hatırlatan Davutoğlu, "Bundan sonra da değişik vesilelerle hep sizin yanınızda olacağım. Hep sizinle birlikte geleceği nasıl inşa edeceğimizi konuşmaya, istişare etmeye devam edeceğim" ifadesini kullandı. AK Parti Kadın Kollarına da teşekkür eden Davutoğlu, "Bugün her zamankinden daha çok sizin nezaketinize ihtiyacımız var. Kadın kollarımızın bütün fertlerinin bu bağlamda partimize katkılarını en iyi şekilde sürdüreceğine inancım tamdır" diye konuştu. 

"ORTAYA ÇIKAN ZARURETİN NETİCESİDİR"
Üçüncü gözeteceği hukukun "1 Kasım'da kendilerine oy veren seçmenlerin hukuku" olduğuna işaret eden Davutoğlu, şöyle devam etti:
"Sizin hukukunuzu korumak bağlamında gereken adım neyse, atmaya gayret ettik. Aramızda dört yıllık bir hukuk oluştuğunu düşünüyorduk. Ama bunun daha kısa sürmesi emin olunuz benim tercihim değildir, ortaya çıkan bir zaruretin neticesidir. Bu bağlamda, şu noktada en azından hukukumuzun gerçekleştiğini ifade etmek isterim ki size seçim meydanlarında verdiğim ve bu sebeple sizin sağladığınız desteğin kaynağı olan vaatlerimizin hepsi yerine getirilmiştir. Tertemiz oylarınız dolayısıyla hem teşekkür ediyorum hem haklarınızı helal etmenizi rica ediyorum."

"KİMSEYE SİTEM, ÖFKE, KIRGINLIK TAŞIMIYORUM"
Davutoğlu, Konyalı seçmenlerine de seslenerek, "Hazreti Mevlana'nın huzurunda size bir söz verdim, 'Biz bu topraklara sadece sevgi tohumu ekmeye geldik. Biliniz ki Hazreti Mevlana'nın torunu olarak sevgi dışında yüreğimde hiçbir şey yok. Kimseye sitem, öfke, kırgınlık taşımıyorum. Kim ne yapmış olursa olsun herkese bu anlamda hakkımı helal ediyorum. Konyalılar'ın da kimseye sitem duymamasını istirham ediyorum" dedi. "La galibe illallah" diyen Davutoğlu, "Zafer günü biz bunu söyleriz. Endülüs'ün duvarlarını süsleyen o temel ilke... Allah'tan üstün olan yoktur" ifadesini kullandı. Allah'a tevekkül edeceklerini belirten Davutoğlu, bütün seçmenlerin ve özellikle Konyalı seçmenlerin başlarını dik tutmalarını ve partinin birliği ve beraberliği için eskisinden daha fazla çalışmalarını istedi. Ülkenin hukukunu gözeteceğini vurgulayan Davutoğlu, bir akademisyen, büyükelçi, başdanışman, dışişleri bakanı, başbakan olarak hiçbir zaman "ülkenin onurunu ve huzurunu korumak" konusunda taviz vermediğini söyledi.

"ÜLKE HUKUKUNUN ÇİĞNENMESİNE İZİN VERMEDİM"
Davutoğlu, 28 Şubat şartlarında, ülke çok zor şartlar altındayken dahi katıldığı bütün akademik temaslarda, Türkiye'yi savunduğunu, hiç bir yerde ülke hukukunun çiğnenmesine asla izin vermediğini, dışişleri bakanlığını ve başbakanlığı onurla yaptığını ifade etti. Hiç bir yerde milletin vakarını rencide edecek bir tutuma izin vermediğini anlatan Davutoğlu, kendisine oy veren, vermeyen bütün vatandaşların hukukunun, ülkesinin hukukunun bir parçası olduğunu bildirdi.

Partisine oy vermeyen vatandaşlara da seslenen Davutoğlu, gönüllerini kıran herhangi bir söz söyledilerse haklarını helal etmelerini istedi. Türkiye'nin bir bütün olduğuna işaret eden Davutoğlu, ülkenin sadece Edirne'den Hakkari'ye kaderi belirlenen bir ülke olmadığını söyledi. Geçen haftalarda hem 23 Nisan'da TBMM'nin kuruluşunu hem Kut-ül Amare Zaferi'nin hem de Çanakkale Zaferi'nin kutlandığını anımsatan Davutoğlu, siyasi görüşlerinin farklı olmasının demokrasinin gereği olduğunu, ancak ülkenin geleceği çerçevesinde yüreklerin aynı şekilde atması gerektiğini belirtti. Başbakan Davutoğlu, bu bağlamda tüm vatandaşların hukukunu geçmişte olduğu gibi, gelecekte de gözeteceğini vurguladı. Davutoğlu, Bosna'dan Kaşgar'a, Somali'den Arakan'a, Filistin'den Libya ve Yemen'e kadar bütün bir gönül coğrafyasının Türkiye'nin kaderini kendi kaderiyle özdeş gördüğüne ve AK Parti hareketine dua ettiğine dikkati çekti.

1 Kasım seçimlerinde kendisini en fazla, Suriyeli mazlum halkın temsilcisi olarak bir Şamlı alimin "Sayın Başbakanım merak etmeyiniz, Türk kardeşlerimiz bugün oylarını elleriyle sandıklara attılar, biz ise ellerimizi semaya kaldırarak Rabbimiz'e oy kullandık" demesinin duygulandırdığını aktaran Davutoğlu, bu oyların, Türk vatandaşlarının oyları kadar değerli olduğunu söyledi. Bu oyların, mazlum milletlerinin Türkiye'ye olan sevdasının oyları olduğunu vurgulayan Davutoğlu, bu hukukun zedelenmesine kimsenin izin vermeyeceğine inandığını bildirdi. Başbakanlığı ve dışişleri bakanlığı döneminde, Filistin'den Arakan'a, Somali'den Suriye ve Libya'ya kadar herkesle kucaklaştığını belirten Davutoğlu, Gazze bombalar altındayken Filistinliler'le kucaklaştığını, 78 milyon vatandaş adına ilk kez Arakan'a giden Dışişleri Bakanı olma onurunu yaşadığını dile getirdi.

"HAYIRLI OLMASINI TEMENNİ EDİYORUM"
Davutoğlu, AK Parti'nin bundan sonra da en temel hususiyetlerinden birinin sadece milli yerli şekilde bu toprakların partisi değil, bu gönül coğrafyasının yüreği ve insanlığın değerlerini savunan evrensel bir parti olacağına inandığını ifade etti. Davutoğlu, şunları kaydetti:
"Bu bağlamda önümüzdeki olağanüstü kongrenin, bütün parti ilkelerimize, kurucu değerlerimize güç katacak, kardeşliğimizi pekiştirecek, Türkiye'nin önünü açacak bir kongre olması niyazında bulunuyorum. 22 Mayıs'ta gerçekleştireceğimiz kongrenin partimize, ülkemize, gönül coğrafyamıza, insanlığa hayırlı olmasını temenni ediyorum." 

Toplantıda, Başbakan Yardımcısı Lütfi Elvan, Genel Başkan Yardımcıları Mehmet Ali Şahin, Ömer Çelik, Nükhet Hotar, Mehdi Eker, Recep Akdağ, Selçuk Özdağ, Fatma Betül Kaya, Mehmet Özhaseki, Vedat Demiröz, Ayhan Sefer Üstün, AK Parti Genel Sekreteri Abdülhamit Gül ile Hayati Yazıcı, Ertan Aydın, Ali İhsan Arslan ve Taha Özhan'ın da aralarında bulunduğu bazı AK Parti milletvekilleri ile eski Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız ve bazı partililer de hazır bulundu.

İlginizi çekebilecek diğer haberler