"Türkiye'yi Açıktan Açığa Bölmek İstiyorlar"

CNN Türk, 24 TV, A Haber ve Habertürk'ün canlı yayınında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Başbakan Binali Yıldırım, "Türkiye'yi açıktan açığa bölmek istiyorlar. Doğu illerinde Sivas da dahil Kilis'e, Gaziantep'e kadar 'Burası benim' diyor. 'Burada devlet kuracağım' diyor. Sana burada devlet kurdururlar mı?" dedi.

28-04-2018


Başbakan Binali Yıldırım, CNN Türk, 24 TV, A Haber ve Habertürk'ün Alsancak Garı'ndan yapılan ortak canlı yayınında gazetecilerin sorularını yanıtladı. Başbakan Yıldırım, 24 Haziran'da yapılacak Cumhurbaşkanı ve 27'nci Dönem Milletvekili Genel Seçimi'nde 11'inci Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün aday olup olmayacağı tartışmaları ve yarın yapacağı açıklamaya ilişkin soruya, "Bize ne ya, biz işimize bakalım. Hakkı var değil mi? Aday olacaksa olur, olmayacaksa olmaz. Bu kadar memleketin gündemini işgal etmeye kimsenin hakkı var mı? Adaysa buyurur çıkar. Milletin işi gücü var. Yarın bir açıklama yapacakmış galiba. Ben hakkında değerlendirmelerimi yaptım. O değerlendirmelerim de bugün geçerlidir. Abdullah Bey bizim ailenin içindeki bir arkadaşımız. AK Parti ona bütün makamları verdi. Yeni vereceği bir şey yok. Bundan sonrası tekrara giriyor" sözleriyle cevap verdi.

"(Ben Partimin Emrindeyim) Demesini Beklerdim"
"Abdullah Gül'den ne bekliyordunuz, ne yapması gerekiyordu?" şeklindeki soruyu ise Yıldırım, şöyle yanıtladı:
"Abdullah Bey'in başından beri gelip, 'Ben partimin emrindeyim, bana partim ne görev veriyorsa ona hazırım' demesini beklerdim. AK Parti'de gelenek böyledir. Cumhurbaşkanı seçiminde, esasında Cumhurbaşkanımız, o dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan hiçbir faninin yapamayacağı bir şey yaptı. Kendisinin rahatlıkla geçeceği bir makama, 'Ben partimi bırakmam. Partim daha önemli, burada yapacak çok iş var. Abdullah Bey olsun' diye büyük fedakarlık yaptı. Bütün istişarelerde, konuşmalarda arkadaşlarımızın 'sen geç' demesine rağmen yaptı bu fedakarlığı. Bu kadarını söylüyorum, daha ne söyleyeyim. Bugün onları hatırlama günüdür ama bence başka yere savruldu gitti. Şu bir haftadaki baş döndürücü trafiğin bir anlamı yok mu?"

"Muhalefetin Aday Arayışı Proje"
Muhalefetin aday arayışının "proje" olduğuna ilişkin değerlendirmede bulunan Binali Yıldırım, "Proje dediğimiz şey, doğal şartlar içinde gelişmeyen bir dayatmadır. Mesela, yani PYD, YPG oluşumu bir projedir. Arkasında bildiğimiz bir ülke vardır. Türkiye'ye karşı oluşturulmuş bir tehdittir. Türkiye'yi zapturapt altında tutmaya çalışan bir sistemdir. Abdullah Bey, yani muhalefet, bir önceki 2014'teki cumhurbaşkanlığı seçimine benzer bir inisiyatif peşine düştüler ama olmadı, olmaz. Zorlamayla siyaset inşa edilemez" diye konuştu.

Yıldırım, projenin gerçekleşmeme nedenini ise şöyle açıkladı:
"Çünkü hiçbir geçmişi, altyapısı yok. Seçim zamanı birdenbire bir telaşla partiler birbirlerine koşturuyorlar. 'Aman şöyle yapalım' diye. Hepsinin kafasında başka bir şey var. Nitekim bir partinin genel başkanı 'Ben kimse için fedakarlık yapamam' dedi. Bu anlaşılılır bir şey. Eğer siyaset uzun soluklu olacaksa, parti başkanları gerekli riski almalı. Büyük olsun, küçük olsun partinin genel başkanı, siyasi hareketin lideriyseniz, iddianız yoksa 'Ben yokum', 'Burada garanti yok'. Siyasette, seçimde garanti olur mu? Gireceksiniz, çalışacaksınız, vatandaş ikna olursa seçileceksiniz. Garanti peşinde koştuğunuz zaman da olmuyor işte."

"Hiçbir Şey Garanti Olmaz"
"İlk turda seçim AK Parti açısından garanti mi?" sorusuna ise Başbakan Yıldırım, "Hiçbir şey garanti olmaz. Seçimin her zaman avantajları, riskleri de vardır ama biz rahatız. Şu bakımdan, biz seçime her an hazır bir partiyiz. Hiç seçim olmayacakmış gibi çalışırız, yarın seçim olacakmış gibi hazır ve nazır bekleriz. AK Parti'nin genel karakteri vardır. Daha çok gayret edeceğiz, olabildiğince oy oranımızı yükselteceğiz. Bu seçimin önemli bir özelliği var. Türkiye'nin önünde yeni bir dönem açılıyor. Türkiye bir yönetim değişikliğine gitti. 16 Nisan Referandumu'nda bunun kararı verildi. Şimdi artık bunun ilk uygulaması yapılacak. Burada ne var? Eskiden seçim olurdu, milletvekili seçilirdi ama kimin hükümet olacağı belli olmazdı. Ankara'ya gelince işler insanların düşündüğü gibi gitmezdi. Tek başına iktidar olunca problem yok da parçalı siyaset olunca. Hatırlayın 90'lı yılları. Refah ile ANAP, kuruldu, kurulacak, ilan edilecek, bir yerden rüzgar esti, döndü başka bir şeye, ondan sonra başka oluşuma da döndü. Ne oldu? Türkiye 10 yılını kaybetti ve 2001 kriziyle karşı karşıya kaldı" şeklinde yanıt verdi.

Yıldırım, yeni sistemin doğrudan demokrasi, güçlü iktidar, devamlı istikrar ve güçlenen Meclis getireceğini söyledi. Vatandaşın ihtiyacı olan bütün kanunları Meclis'in yapacağını kaydeden Binali Yıldırım, Cumhurbaşkanı'nın bir kanuna ihtiyacı olduğunda açık çağrı yapacağını ya da genel başkanı olduğu partiye bu yönde telkinde bulunabileceğini, parlamenter sistemde ise bir anlamda "iktidar kimse yasama da onun emrinde" olduğunu dile getirdi. "Parlamento'da sıkıntı ne zaman olur, Cumhurbaşkanlığı ile partisi azınlığa düşerse, salt çoğunluğun altına düşürse sıkıntı yaşar ama uzlaşma kültürü gelişir" diyen Yıldırım, "Bu sistemin getirdiği en güzel şey, uzlaşmayı da birlikte getiriyor" ifadelerini kullandı.

"Ona Müdahil Olan Bazı Dış Örgütler Var"
Başbakan Yıldırım, muhalefetin ittifak arayışını, "arkasında bir üst akıl mı var?" sorusu üzerine ise şu değerlendirmeyi yaptı:
"Hiç şüpheniz olmasın, FETÖ. Hiç uzağa gitmeye gerek yok. 15 Temmuz'dan beri kıvranıyor, nasıl toparlanırım, atağa geçerim bunun gayesi içinde. Ona müdahil olan bazı dış örgütler var, içeride de belirli bir alan buluyorlar. Bu şekilde bir faaliyet var. Buradaki oluşumun amacı Türkiye'yi daha iyi noktalara götürmek, Türkiye'nin güçlenmesi, sorunlarını tamamen halletmesi falan değil. Amaç, AK Parti özellikle Recep Tayyip Erdoğan'ın olmadığı bir yönetim şekli olsun. Niye, çünkü Tayyip Erdoğan gidiyor, Suriye'de, 'Bir dakika kardeşim, burada Türkiye var, siz burada ne hesap görüyorsunuz, biriniz orayı, biriniz burayı işgal etmişsiniz. Buradaki topraklar bizim. Siz uzaktan geldiniz. Buradaki sorunları yaşayan biziz. Bedeli ödeyen, şehitler veren biziz. Ne yaptık, Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı, bir çırpıda 235 kilometreyi tertemiz yaptık. Millet gitti yerleşti, çocuklar okula döndü. Teröristler oradan atıldı ama başka yerde var şimdi. Doğuda iki kanton, Kobani ve Cizire. Eğer orada aynı şeyler başımızı ağrıtmaya devam ederse, aynısı orada da yapılır" şeklinde konuştu. 

Yıldırım, mevcut Saadet Partisi'nin rahmetli Necmettin Erbakan'dan gelen misyonuyla alakasının olmadığını söyledi. Saadet Partisi'nin tabanını ayrı tuttuğunu belirten Yıldırım, "Tabana saygım var, taraftara saygım var, 28 Şubat'ta rahmetli Erbakan'ın devrilmesi için her türlü oyunun içine girenleri siz ödüllendirirseniz, bir de 'Erbakan Ödülleri' diye adını koyarsanız onun kemiklerini sızlatırsınız" dedi. Bu savrulmanın nedeninin sorulması üzerine Yıldırım, "İhtiras, çekememezlik başka ne olacak. Soruyolar, 'İttifak yapacak mısınız AK Parti ile Saadet Partisi Genel Başkanına. 'Yapacağız, anahtarları teslim etsinler o zaman yapalım' ne demek, ne ciddiyetsizlik. Yani AK Parti, buyurun dükkan sizin deyip..." ifadesini kullandı. Yıldırım, yakın zamanda Saadet Partisi ile görüşülmediğini belirterek, "Çok önceleri bu gündem yoktu" dedi.

Başbakan Yıldırım, "FETÖ illetinden" kurtuluşun ne zaman olacağının sorulması üzerine şöyle konuştu:
"Bir kere bu işin beli kırıldı inşallah ama bu belayı başımıza saranlar vazgeçmiş değiller. Bir çok ülke var, bunlara karşı niye duyarsız davranıyorlar, Fetullah Gülen'in terörist başının verilmemesinin veya hiçbir hukuki süreç başlatılmamasını nasıl izah edecek bize Amerika. Bir şey söyleyemiyor, iş de yapmıyor ama adamlar orada istedikleri gibi propagandalarını yapıyorlar. Türkiye'yi kötülüyorlar, bize, ülkemize, ekonomimize, imajımıza, algımıza verilmesi gereken ne zarar varsa cömertçe veriyorlar, finansmanını da Amerika yapıyor. 750-800 milyon dolar 140-150 okuldan para alıyorlar yılda. Amerikalıların vergilerinden verdiği para, alıyorlar ve terör faaliyeti yapıyorlar, bu kadar basit. Avrupa'da terör örgütü olarak ilan edilmiyor, ne zaman ilan edilecek. Parlamento'yu bombalamış Meclis'i, ondan sonra 251 kişi şehit edilmiş, 2 bin 194 vatandaşımız gazi olmuş, yaralanmış."

Avrupa Komisyonu ilerleme raporuna ilk defa FETÖ'nün terör örgütü olarak girdiğinin hatırlatılması üzerine Yıldırım, "Tam tanımlanmadı, 'Türkiye'nin böyle dediği' filan diye, şöyle zayıf bir şekilde" dedi.

Yıldırım, ana muhalefet partisinin durumunun yürekler acısı olduğunu söyledi, 15 milletvekilinin İYİ Parti'ye geçmesinin aşağılayıcı bir durum olduğunu dile getirdi. Bu milletvekillerine oy veren seçmenlere seslenen Yıldırım, "Sizin verdiğiniz bu oylarla seçtiğiniz arkadaşımızı gidip başkasına 'Buyurun sizin olsun' deme hakkını bunlar nereden buluyor, böyle şey olur mu. Milletvekilinin bir adı var, itibarı var. Bir şey alıp satar gibi, anlaşmaya konu yapılabilir mi" dedi. "Geri dönerlerse" denmesi üzerine Yıldırım, "O da ayrı bir şey, o zaman iskontolu alacaklardı, yazık günah, milletvekillerini buna layık gören partiye, ana muhalefet partisine bunu yakıştırmadım" diye konuştu.

"Milletvekillerimizin Tamamı Doğal Adaydır"
Yıldırım, 24 Haziran'da milletvekili adayı olup olmayacağının sorulması üzerine, "Başvuracağım, prensip olarak milletvekillerimizin tamamı doğal adaydır" dedi. 3 dönem konusunda katı bir uygulamanın olmadığını kaydeden Yıldırım, "İhtiyaç durumuna göre değerlendirilecek. Partimiz nerede ne kadar daha çok oy alırsa, daha çok destek alacaksa o arkadaşları, katkı sağlayacak arkadaşları mutlaka değerlendireceğiz" diye konuştu. Yıldırım, kendisini Meclis başkanı olarak görme ihtimalinin olduğunun söylenmesi üzerine, "Hesap kitabımız yok, biz sadece şu anda başbakanlık görevini kazasız belasız tamamlamanın gayreti içindeyiz, iki yıldır başımıza gelmeyen kalmadı. Pişmiş tavuğun başına gelmeyen bizim başımıza geldi" ifadesini kullandı.

Kendisinin Türkiye Cumhuriyeti'nin son başbakanı olduğunun hatırlatılması üzerine Yıldırım, şöyle konuştu:
"Her şeyin bir başı bir sonu vardır. O kadar mutluyum, o kadar huzurluyum ki 2 yıllık bir süreye belki de cumhuriyet tarihinin bir daha yaşansın istemiyorum, yaşanmamış olaylarıyla karşı karşıya kaldık. Milletimizin desteğiyle, Allah'ın yardımıyla, Cumhurbaşkanımız'ın liderliğiyle üstesinden geldik. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde 2 yıla yakın, tarihimiz de çok farklı yazılır. Biz tarihi yaşıyoruz, onun için olaylar günlük sıradan olaylar gibi geliyor bize ama tarihi yazanlar o olayları daha farklı yazacak."

Başbakan Yıldırım, 23 Nisan'daki Meclis Genel Kurulu'nda verdiği tepkinin hatırlatılması üzerine, "Karakterimde şu vardır, her şeye tahammülüm vardır ancak yalana tahammül edemem, adam gözümün içine baka baka yalan söylüyor, nevrim döndü, yalan iyi bir şey değil, ülkeyi yönetmeye talip olanlar yalan söylüyorsa o zaman kapıdan içeri sokmam. Böyle şey olur mu? Benim oradaki kontrolsüz aşırı tepkimin sebebi budur."

Hain darbe girişiminin yaşandığı 15 Temmuz'da yapmaları gerekeni yaptıklarını kaydeden Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:
"O gece yapılan işler, bu darbeyi etkisiz hale getirmede çok büyük katkı sağladı. Medyanın da çok katkısı var, yaşadınız, bizatihi içinde oldunuz. Orada bir vatansever, milli duruş sergilendi, bu alçaklar orduda, poliste orada burada var ama vatansever bunlardan çok fazla askerimiz var, polisimiz var, savcımız var, hakimimiz var. Herkes durumdan vazife çıkararak o gece görev başına gitti. Kimse kimseye talimat verme ihtiyacı duymadı. Biz verdik, vermemiz gereken yerlere yani milletin bile bile, başına bir iş geleceğini bile bile meydanlara gitmesini bu vatan sevgisi, bu bayrak sevgisi, bu başka şey olmaz, bu ezan sevgisi. Millet gitti göğsünü siper etti, halkın gücü tankın gücünü yendi."

Başbakan Yıldırım "Bir de kontrollü kaçış yapanlar vardı o gece" denilmesi üzerine gülerek, "Beni provoke ediyorsunuz" ifadesini kullandı. Kimin ne yaptığının belli olduğunu söyleyen Yıldırım, "Sayın Kılıçdaroğlu Ankara'da uçağa binmeden ben kendisiyle konuştum, aramış beni, o anda ulaşamamış, döndüm, bilgi verdim nedir, ne değildir" dedi. Yıldırım, o gece Kılıçdaroğlu'na halkı meydanlara davet edeceklerini söylediğini belirterek, "Siz de lütfen partiniz aracılığıyla çağrı yapın, bu parti meselesi değil, mili meseledir dedik. Bana bir anda 'Bu vatandaşların güvenliğini kim sağlayacak' filan dedi, ben de bıraktım, bir şey demedim ne diyeyim" diye konuştu.

"Gerilim Yapmaya Niyetimiz Yok"
İçişleri Bakanı ve Maliye Bakanı'nın Fransa'daki temaslarında, önceden bilgilendirme yapmak ve gerekli hazırlıkları yapmak kaydıyla kampanya çalışmaları için bir sorun olmadığının görüşüldüğünü kaydeden Yıldırım, "Bir ülkenin içişlerine karışma niyetimiz yok, şartları da zorlayıp gerilim yapmaya da niyetimiz yok. Avrupa demokrasiden bahsediyor, ifade özgürlüğünden bahsediyorlar ama kampanyaya kısıtlama getirmek, bu ne perhiz bu ne lahana turşusuna benziyor" dedi. Başbakan Yıldırım, Avrupa'daki ülkelerinin seçim kampanyasını yasaklamaları için doğru dürüst gerekçelerinin olmadığını belirterek, "Bugüne kadar hiçbir sorun oldu mu? Biz seçimleri yurt dışında yaptık, bu işe yardımcı olan ülkeler oldu, onlara da minnettarız. Kampanya olsun olmasın, vatandaşımız yeter ki gitsin, oradaki demokratik hakkını kullansın, onun güvenliği sağlansın, bu bizim için önemli" diye konuştu. 

Avrupalı siyasetçilerin söylemlerinin, 16 Nisan 2017'de gerçekleşen referandum öncesine göre yumuşadığı belirten Yıldırım, Avrupa medyasının ise aynı nakaratı tekrarladığına işaret etti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın şahsına yönelik bir ön yargı olduğunu aktaran Yıldırım, "Sürekli onu gündemde tutmaya çalışıyorlar. Geçen sene bir istisna idi. Neydi bu? Birçok ülkede seçim vardı. Dolasıyla oradaki politik dengeler ön plana çıktı. O yüzden bir gerginlik oldu. Bazı tatsızlıklar yaşandı. Bu yıl öyle bir şey yok" diye konuştu. Almanya'ya yaptığı ziyaretin oldukça verimli geçtiğini belirten Yıldırım, bundan sonra ilişkilerin olumlu yönde geliştiğini vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın zaman zaman mevkidaşlarıyla telefonla görüştüğünü belirten Başbakan Yıldırım, şöyle konuştu:
"Geçen yıla göre bu yıl daha iyi durumdayız. Popülist beyanlardan kaçmak lazım. Gerginliği tırmandırmanın ne bize ne Avrupa'ya faydası var. Çünkü yüzde 50'den fazla ticaretimizi Avrupa ile yapıyoruz. Orada yaşayan 6-7 milyon vatandaşımız var. Bu ilişkiler gerildiği zaman onlar da mutsuz oluyor. Onların da canı sıkılıyor. Onlara karşı da olumsuza dönüşüyor. Onun için sorumlu davranmamız lazım." 

"AK Parti ve MHP dışındaki partilerin tabanlarına neler söylemek istersiniz?" sorusu üzerine Yıldırım, Cumhur İttifakı'nın 2 parti ittifakı gibi gözüktüğünü ancak bunun "vatandaş ittifakı" anlamına geldiğini söyledi. Türkiye'nin büyük tehditlerle karşı karşıya olduğunu anlatmaya çalıştıklarını dile getiren Yıldırım, şöyle devam etti:
"Nedir bunlar? Güneyimiz'de savaşlar devam ediyor. Bundan en büyük bedeli biz ödüyoruz. Yurt içinde ve dışında bölücülere karşı büyük bir mücadele veriyoruz. Elhamdülillah yurdun her köşesinde devlet iradesi ve otoritesi sağlanmış durumda. Her tarafa insanlar gidebiliyor, kendini ifade edebiliyor, terör örgütünün baskısını hissetmeden yaşayabiliyor. Bu az bir şey değil. Bunun devam etmesini istiyoruz. Türkiye'yi açıktan açığa bölmek istiyorlar. Doğu illerinde Sivas da dahil Kilis'e, Gaziantep'e kadar 'Burası benim' diyor. 'Burada devlet kuracağım' diyor. Sana burada devlet kurdururlar mı? Misak-i Milli sınırları içerisinde bir karış toprağımıza da halel gelmeden bayrağımızı yurdun her köşesinde dalgalandıracağız. Bir millet olacağız."

"AK Parti ve MHP'nin seçimlerde nasıl bir dil kullanacağı ve Kürtler'in tercihi"ne ilişkin soru üzerine Binali Yıldırım, "Tek millet, tek bayrak, tek vatan ve tek devlet ilkesini benimsemeyenin etnik kimliği ne olursa olsun bizim açımızdan bir tehdittir. Bizi bağlayan tek devlet, üniter yapı, topraklarımızın bütünlüğü. Kürtler'in sorunu PKK'dır. PKK, Kürtler'in de Türkler'in de sorunudur. PKK bugün Kürtler için gözyaşı, kan, çocuklarının geleceğini karartmış. Bölgenin kalkınmasını geciktirmiş. Böyle mi Kürtler'in meselesine sahip çıkacaksın? Bütün etnik gruplar bizim başımızın tacıdır. Bölgeyle ilgili kamuoyu yoklamamız var; vatandaş terör örgütüne prim vermiyor" diye konuştu. Doğu ve Güneydoğu Anadolu'daki insanların gelecek beklentisinin olduğuna değinen Yıldırım, vatandaşların yaraların ne zaman sarılacağı, ekonominin ne zaman canlanacağı, ne gibi projeler yapılacağı konularında beklentilerinin olduğunu dile getirdi. 

"Terör Örgütünün İstismar Alanları Oldukça Azaldı"
Terör örgütünün istismar alanlarının oldukça azaldığını belirten Yıldırım, şunları kaydetti:
"MHP ile bizim söylemimiz arasında çok fark yok. Onlar da üniter yapıyı, tek bayrağı, tek milleti, tek vatanı savunuyor. Aynı değerleri savunuyoruz. O bölgedeki Kürtler de aynı değerleri savunuyor. MHP ile ittifakımızın çerçevesi belli, cumhurbaşkanı adayımız ortak. Cumhurbaşkanlığı için kampanya yapacağız. Burada ayrı bir dil olmaz. Zaten adayımızı müşterek belirlemişiz. Cumhurbaşkanımız'ı destekleyecek, onun seçilmesi için canla başla hem onlar hem biz çalışacağız. Milletvekilliği için de ortak gireceğiz. İki sütun arasında amblemlerimiz var. Altında MHP'nin ve bizim listemiz var. Evet mührünü ikisinin ortasına bastığı zaman ortak oy. Bizimkine bastığı zaman bizim, MHP'nin tarafına bastığı zaman onların oyu." 

Yıldırım, MHP'nin Kürtler'e karşı bir parti olmadığına işaret etti. MHP'nin teröre ve terör örgütü PKK'ya karşı olduğunu vurgulayan Yıldırım, "PKK'ya karşı olmayan kim? HDP. Biraz da CHP giriyor, kafası karışıyor" şeklinde konuştu. Terör örgütünün kazdığı çukura düştüğünü dile getiren Yıldırım, hükümet olarak o bölgelere yeniden şehirler yaptıklarını anımsattı.

"Bir Seçim Manifestosu Ortaya Koyacağız"
AK Parti'nin, 24 Haziran'da yapılacak Cumhurbaşkanı ve 27. Dönem Milletvekili Genel Seçimi hazırlıklarına ilişkin bilgi veren Yıldırım, "Mayıs ayının 6'sında bir manifesto... AK Parti'nin kuruluşundan bugüne nedir, ne anlam ifade ediyor, Türkiye için bundan sonraki hedefler bakımından ne ifade ediyor, bunlar anlatılacak. Bir seçim manifestosu ortaya koyacağız. Daha sonra aday tanıtım toplantılarında da seçim beyannamesi olacak. Orada da bütün alanlarda ekonomi, adalet, dış politika, sosyal politikalar aklınıza ne geliyorsa olacak. Ama 3 ana eksende; adalet, kalkınma demokrasi" değerlendirmesinde bulundu. "Reform yapılacak mı?" sorusuna ise Yıldırım, "Çok reform var. Anayasamız daha da iyileştirebilir. Onu da uzlaşmayla yapacağız. Bunu şimdiden söylemenin anlamı yok. Tabloyu görmek lazım" karşılığını verdi.

İlginizi çekebilecek diğer haberler