"Türkiye'nin Taze Kana İhtiyacı Var"

TBMM Başkanı Cemil Çiçek, "Türkiye'nin yeni bir Anayasa'ya en az verdiğimiz kan kadar ihtiyacı var, yeni bir taze kana ihtiyacı var. Bunu hepimizin çok iyi farketmesi lazım" dedi.

17-06-2013


TBMM Başkanı Cemil Çiçek, "Türkiye'nin yeni bir Anayasa'ya en az verdiğimiz kan kadar ihtiyacı var, yeni bir taze kana ihtiyacı var. Bunu hepimizin çok iyi farketmesi lazım" dedi.

TBMM Başkanı Çiçek, TBMM Genel Sekreteri Dr. İrfan Neziroğlu ile Dünya Gönüllü Kan Bağışı Günü nedeniyle Meclis'te kan bağışında bulundu. Türk Kızılayı'nın hem yurt içinde hem de yurt dışında insanların zor günlerinde yanında olduğunu, onların acısını, sızısını, sıkıntısını gidermek için canla başla çalışan gönüllü bir sivil toplum kuruluşu olduğunu belirten Çiçek, "Dünyanın neresinde bir sıkıntı, felaket olursa Türkiye'nin bayrağını en evvel Türkiye dalgalandırıyor. Onun için milletim adına kendilerine çok teşekkür ediyorum" dedi.

Çiçek, TBMM olarak ülkenin, vatandaşın hayrına olan birçok kampanyaya ya öncelik ettiklerini, evsahipliği yaptıklarını ya da desteklediklerini söyledi. Bunlardan bir tanesinin de kan bağışı olduğunu kaydeden Çiçek, bugün Meclis personeli ve milletvekillerinin kan bağışında bulunabileceğini belirtti.

Yarın partilerin grup toplantılarının olduğunu anımsatan Çiçek, "Buradan genel başkanlara çağrıda bulunuyorum: Gelsinler, versinler; milletimize bu manada iyi bir mesaj vermiş olalım" dedi. Milletvekillerini ve personeli kan bağışında bulunmaya davet eden Çiçek, "Çünkü bu milli ve insani bir görevdir. İnşallah bu kampanya maksada ulaşmış olur. Bu sezon iyi bir kan elde etmiş olursunuz" şeklinde konuştu. TBMM Başkanı Çiçek, daha önce de birçok kez kan verdiğini söyledi.

"Anayasa çalışmasının tamamlanmasına 13 gün süre kaldı. Bundan sonra ne beklemeliyiz? Anayasa çalışmaları devam ederse sizi yine Anayasa Uzlaşma Komisyonu Başkanı olarak görür müyüz?" sorusu üzerine Çiçek gülerek, "Anladım. Sorunun ikinci kısmı tuzak bir sorudur. Birincisine cevap vereceğim. İkinci sorunun cevabını vermem, veremem ben" dedi.

Çiçek, şöyle konuştu:
"Geçen hafta öğrencilerimiz karne aldı. Siyasetin de karne dönemi, TBMM'nin yasama döneminin bittiği günlerdir. Dolayısıyla TBMM adına karnemiz, notlarımız nedir? Bununla ilgili bir değerlendirmeyi bu ayın sonunda yapacağız. Dolayısıyla o zaman milletimiz takdir edecek ama biz kendi yönümüzden, başta Anayasa, İçtüzük olmak üzere, yasal düzenlemeler ve denetim faaliyetleri ile ilgili bu ayın sonunda bilgilendirmeyi kamuoyuna yapacağız. Sonuçta da vatandaşımız ne derse onu da hepimizin kabul etmesi lazım.

Ama şunu bir kez daha söyleyeyim. Gerçekten samimi kanaatim odur. Türkiye'nin yeni bir Anayasa'ya en az verdiğimiz kan kadar ihtiyacı var, yeni bir taze kana ihtiyacı var. Bunu hepimizin çok iyi farketmesi lazım. Eski model Anayasa ile Türkiye'nin yönetiminde birçok zorluk çıkıyor. Türkiye'nin birçok sorunu var ama bunlara ilaveten bir de Anayasa ve Anayasa'dan kaynaklanan sorunlar var. Bunları ne kadar geciktirirsek, Türkiye bunların karşılığı ağır bedeller ödüyor. Onun için 4 siyasi parti seçimlere giderken ve seçimden sonra doğru bir kararla, yeni bir Anayasa ihtiyacına vurgu yaptılar. Şimdi bunun gereğini yapmaktır.

Vatandaşımız bizden yeni bir Anayasa'yı bekliyor, siyaset kurumundan mazeret yerine Anayasa bekliyor. Onun için hepimiz bunun farkında olmalıyız. Yeni bir Anayasa yapamadığımızda, partiler birbirlerine bir şeyler söyleyebilir ama bizim millete verecek cevabımız olmaz siyaset kurumu olarak. Vatandaş sonuçtan bakar, Anayasa'yı yaptınız mı yapmadınız mı? Yapamadıysak üreteceğimiz hiçbir mazeret, söyleyeceğimiz hiçbir laf Anayasa'nın yerine geçmez. 13 gün az bir zaman değil, biraz daha fazla çalışarak bu işin mümkün olabileceğini dünyaya da göstermemiz gerekir.

TBMM Başkanı Çiçek, "Son yaşanan olaylarda 400 gözaltı olduğu ve polisin kullandığı suda kimyasalların bulunduğunun söylendiği" anımsatılarak, "Bu olayların gidişatını nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusu üzerine, şunları kaydetti:
"Keşke bunlar yaşanmasa. Daha evvel de ister bu olaylar ister terör olayları ile ilgili olarak, senelerdir yaptığım bir açıklama var. Bunun bugün daha fazla geçerli olduğunu düşünüyorum. Bir ülkede, hükümetlerin hatta devletin kamu yetkisini kullananların iş ve işlemlerini, icraatlarını doğru bulmayan vatandaşlar, gruplar, sivil toplum kuruluşları, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları olabilir. Eleştirilerini, hatta protestolarını duyurmak isteyebilirler. Bu onların en temel Anayasal hakkıdır.

Ama bütün bunları yaparken hukukun dışına çıkmamamız gerekir. Hukukun dışına çıktığımızda kamu düzeni bozulur, kamu düzeni bozulunca da memleketin hali nice olur, Türkiye bunun sayısız örneklerini gördü. Hepimiz üzülürüz, hepimizi üzen olaylar cereyan eder, can kayıpları olur, mal kayıpları zaten var. Onun için işi hukukun dışına taşırmadan kim ne söyleyecekse onu söylemeli. O yolları denemek gerekir.

Taksim olayları ve ona bağlı gelişmeler ile ilgili olarak da ta işin başında 'bu işi kıvamında bırakalım, bunu çok daha ileriye götürürsek, üzücü durumlar meydana gelir' dedim. Nitekim bazı vatandaşlarımız hayatlarını kaybetti. Bunları geri getiremeyiz. Bir şey denmek isteniyorsa, herkes dedi ki 'biz bunu anladık, ne söylenmek isteniyorsa bunun ne anlama geldiğini anladık, mesajı aldık' denildi. Artık bu işi bu noktada bırakmak lazım, bundan öte olunca, iş üzüm yemek değil bekçi dövmek anlamına geliyor. O takdirde de durum çok daha farklıdır. Bu süre zarfında pek çok kamu malı zarar gördü, pek çok vatandaşın araçları yakıldı, dükkanları tahrip oldu. Kızılay'da 10-15 gündür açılamayan dükkan var. Bunların çeki, senedi, müşterisi var. Telaffuz edilen rakamlar 70-80 trilyonu geçmiş oluyor. Bunları da hesaba katarak artık makulde buluşmamız lazım.

Bu olaylardan hepimiz ders çıkartacaksak, bunun için de kavga ortamının sonlanması lazım. Sükunet ortamında ancak dersler çıkarılabilir. Türkiye'ye de bu işlerin çok büyük zarar verdiği aşikar. Türkiye bir ay evvelinden dünyada yatırım yapılacak güvenli ülke iken, bugün turist olarak gitmeyin diye çağrıların yapıldığı ülke haline geldi. İyi mi oldu yani? Birileri 'iyi oldu bu şekilde devam etsin' diyorsa, oturup herkes yeni baştan bir daha tutumlarını, davranışlarını gözden geçirsinler. Herkesi sağduyuya davet ediyorum. Bu işler artık bitmeli ve olup bitenleri de soğukkanlı bir şekilde değerlendirme imkanI olmalıdır."

Cemil Çiçek, başka bir soru üzerine, olayları siyasi açıdan değerlendirmek ve bunu da bir hukuk zeminine oturtmak gerektiğini söyledi. Türkiye'nin, eksiği de bulunsa hukuk devleti olduğunu belirten Çiçek, dünyanın hiçbir demokratik ülkesinde cebir ve şiddetin hak arama yöntemi olmadığını kaydetti.

AİHM'in bu konuda verdiği sayısız kararlar olduğunu belirten Çiçek, "AİHM, cebir ve şiddeti sorun çözme yöntemi kabul eden partilerin kapatılmasını onayladı. Birçok parti de kapatıldı. Herkesi hukuka davet ediyorum. Konuşmamı siyasi olarak değil, daha çok hukuk zemininde bugüne kadar yapmaya çalıştım. Herkes siyaseten olaya bakıyor. Siyaseten uzlaşamıyorsanız, o zaman hukukta bari uzlaşalım, hukuk bir işe yarasın, hukuk zemininde kalalım" dedi.

Etiketler : "Türkiye'nin - Taze - Kana - İhtiyacı - Var" -
İlginizi çekebilecek diğer haberler