"Ülkesinin Aleyhine Karar Almaktan Çekinmemiştir"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu kurum, son dönemde Türkiye’ye yönelik en büyük saldırılardan birinin somut örneği olan bir konuda ülkesinin ve milletinin aleyhine karar almaktan çekinmemiştir" şeklinde konuştu.

12-03-2016


Burdur’da yapımı tamamlanan projelerin toplu açılış törenine katılan ve burada bir konuşma yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, AYM’nin Erdem Gül ve Can Dündar kararını eleştirerek, “Yargı süreci bitmemiş, bitmediği halde tutukluluk süreci olan bu kişiler hakkında Anayasa Mahkemesi bir karar veriyor. Çok daha önceden yapılmış binlerce başvuru görüşmeyi beklerken, bu davadan yargılanan kişilerin tutukluluk halleriyle ilgili çok hızlı bir süreç işletilmiştir. Üstelik yine hukuka aykırı bir şekilde önce kararı, günler sonra da gerekçeyi açıklamıştır” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Burdur’da yapımı tamamlanan projelerin toplu açılış törenine katıldı. Burdur’da ilk olarak Belediye Başkanlığı’nı ziyaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, yapımı tamamlanarak halkın hizmetine sunulan 33 ayrı projenin toplu açılış töreninin yapıldığı Cumhuriyet Meydanı’nda halka hitap etti. 208 milyon lira yatırım bedeli olan 33 projeyi Burdur’a kazandırmanın mutluluğu içinde olduklarını ifade ederek konuşmasına başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Veteriner Fakültesi Kliniği Binası, Sağlık Bilimleri Fakültesi Hizmet Binası, Doğa Tarihi Müzesi Restorasyonu, Kemer Hükûmet Konağı, Tefenni Emniyet Müdürlüğü binası da içinde olmak üzere ortaya konan farklı 33 eser ve hizmetin Burdur’a ve Burdurlular'a hayırlı olmasını diledi.

"TAKİPÇİSİ OLACAĞIM"
Konuşmasında şehir hastanesi, otoyol, hızlı tren gibi yapımı devam eden ya da projelendirilmiş olan yatırımlara da değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, devam eden ve yeni başlayacak olan tüm projelerin, yatırımların ve hizmetlerin takipçisi olacağını belirtti. Cumhurbaşkanlığı seçiminde Burdur’un Türkiye ortalamasının üzerinde, yüzde 54’le kendisine oy verdiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, koşmaya, koşturmaya ve dünyanın dört bir yanını dolaşmaya devam edeceklerini ifade etti. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi:
"Diyorlar ki ‘Cumhurbaşkanı muhtarları niye çağırıyor Külliye’ye?’ Muhtarlar kim? Muhtar, cumhur. Muhtarsız cumhur olur mu? Şimdi ben Salı günü 450 muhtarla bir araya geleceğim. Her ay Türkiye’nin çeşitli illerinden 1600-1700 civarındaki muhtarımızı davet ediyorum. Şu parti, bu parti yok, muhtar var, onlarla görüşüyorum. Niye? Çünkü muhtar halka en yakın demokratik organdır. Beraber yürüyeceğiz. Bundan dolayı, şu şöyle demiş, bu böyle demiş bunlar bizi ilgilendirmiyor. Bizi ilgilendiren; muhtar ne diyor? Çünkü onlar geliyor orada mahallesinin, köyünün bütün sorunlarını yazıyor, dolduruyor ve İçişleri Bakanlığımız'da oluşturduğumuz bir birimimizle bunları takip ediyoruz. Ki sorunları azaltalım. Bunun için daha çok çalışacağız, daha çok gayret edeceğiz."

TERÖR ÖRGÜTÜNE YÖNELİK OPERASYONLAR
Konuşmasında geçen yıl Ağustos ayında Pervari’de terör örgütü mensuplarınca şehit edilen Burdurlu Jandarma Uzman Çavuş Hakan Aktürk’ü de rahmetle anan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehidin yakınlarına başsağlığı dileklerini ifade etti. Türkiye’yi bölmek ve parçalamak isteyenlere yapılan operasyonlarla gerekli cevabın verildiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir partinin eş başkanının ‘dökülün sokağa’ demeciyle Kürt kökenli vatandaşların sokağa döküldüğünü, bu olaylarda 52 Kürt vatandaşın öldüğünü hatırlattı ve "Ölen Kürt; öldüren, o da Kürt. Hani sen Kürtler'in temsilcisiydin? Yalan. Kürt kardeşlerimin bunlar kanını emdiler, onları sömürdüler, sokağa döktüler" dedi.

Sur’un teröristlerden temizlendiğinin açıklanmasının ardından, rehavete kapılmayarak temizliğin devam etmesi gerektiği yönünde yetkilileri uyardığını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, ertesi gün bir bodrumdan 8 teröristin çıktığını ve onların da güvenlik güçleri tarafından etkisiz hale getirildiğini hatırlattı ve "Dünya şöyle diyor, dünya böyle diyor; dünya ne derse desin, Allah ne diyor, bizim için asıl olan odur. Çünkü biz şuna inanıyoruz; zulüm ile abat olunmaz. Biz şuna inanıyoruz; alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste. Biz mazlumların sesi olacağız dedik ve biz mazlumlar adına koşacağız, konuşacağız dedik, bunu yapıyoruz" diye konuştu.

"PLAN VE PROJE ÇALIŞMALARINA BAŞLANDI"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Güneydoğu’daki bazı şehirlerdeki yapıların, bölücü terör örgütlerine yönelik yapılan operasyonlarda zarar görmesi sebebiyle, bazılarının yöre halkına ‘Evleriniz yıkıldı, yıkılıyor’ diyerek durumu istismar etmeye çalıştığına dikkat çekti ve bazı açıklamalarda bulundu. Hûkümetin, ilgili bakanlıkları ve devlet kurumlarını görevlendirdiğini, yıkımın yaşandığı yerlerde plan ve proje çalışmalarına başlandığını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, yıkıma uğrayan mahallelerin daha önce buralarda bulunmayan elektrik şebekesi, su hattı, doğalgaz hattı, atık su kanalları da olmak üzere, tüm altyapı ve üstyapısıyla modern kent mimarisi ile yeniden inşa edileceğini açıkladı ve "İnşallah o leş kargalarına gerekli cevap yeni düzenle birlikte verilecektir. Herhalde öyle zannediyorum ki 1 yılı bulmadan bir kısmı, 1 yıl içinde de diğerleri -biraz daha sarkabilir- yeni bir Güneydoğu inşa edilecektir" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, mahkeme kararıyla kayyum atanan Zaman gazetesi yönetiminin, kapı önünde barikat kurulmasını organize ederek polise karşı direnç göstermesi ve bu esnada yaşananları propaganda malzemesi yapması ile ilgili şöyle değerlendirmelerde bulundu:
"Gazeteleri var, suçüstü yakalanıyorlar. Emniyet görevlileri oraya girecek. Başı açık ve başı örtülü kardeşlerimizi toplamışlar, polisin önünde onlarla bariyer oluşturuyorlar. Bunlar, o başörtülü kardeşlerimizi Güneydoğu’da seçimlerde PKK’lılarla sırt sırta bir araya getirdiler. Bunları gözlerimle gördüğüm zaman ‘yazıklar olsun, ne günlere kaldık’ dedim. Ziya Paşa diyor ya, ‘Ne günlere kaldık ey gazi hünkâr / Eşek vezir olmuş, katır silahtar.’ Böyle bir durum var. Gazetelerinin önüne geldiler. Girdi oraya Emniyet. İçerde ne makine kalmış, ne bilgisayar. Hepsini götürmüşler. Niye? Devletin bütün kurumlarına sızmışlar. Ne yaparsanız yapın kaçamayacaksınız."

"GERÇEK YÜZLERİ MİLLET TARAFINDAN GÖRÜLDÜ"
Farklı isim ve görünümlerde olan; ancak aynı hedefe, Türkiye’nin birliğine kasteden bu tür örgütlerin gerçek yüzlerinin millet tarafından görüldüğünü ve prim verilmediğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, kamu kurumlarında görev yapanların arasında bu sorunun mahiyetini kavrayamayanların olduğunu vurguladı. MİT tırları ile ilgili yaptıkları yayın sebebiyle dava açılan ve mahkeme tarafından tutuklanan Can Dündar ve Erdem Gül ile ilgili Anayasa Mahkemesi’nin verdiği karara ilişkin de konuştu.

ANAYASA MAHKEMESİ’NİN ERDEM GÜL VE CAN DÜNDAR KARARI
Türkiye’nin 2014 yılı başında kamuoyunda ‘MİT tırları hadisesi’ olarak bilinen büyük bir ihanet olayına şahit olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu saldırının faillerinin bugün adalete hesap verdiğini, bu olayı Türkiye’yi uluslararası kamuoyunda köşeye sıkıştırmanın aracı olarak kullanmak isteyenlerin ise bu konuyu sürekli gündeme getirme çabası içinde olduklarını kaydetti. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konu ile ilgili olarak şunları söyledi:
"Son olarak, bir gazetede aynı oyunda figüranlık yapmaya kalkınca sorumluları adalete hesap vermek mecburiyetinde kaldı. Kendilerine yöneltilen suçlama, casusluk gibi gerçekten ağır ve dünyanın her yerinde karşılığı olan bir iddiadır. Sorumlularla ilgili soruşturma yapılmış, savcılar harekete geçip tutuklama talebinde bulunmuş, mahkeme de tutuklama kararı vermiş, halen konu yargı aşamasında. Fakat bu arada Anayasa Mahkemesi Anayasa’yı açıkça hiçe sayarak kendini mahkemenin yerine koymuş, bireysel başvuru hakkıyla ilgisi olmayan bir karar vermiştir. Yargı süreci bitmemiş, bitmediği halde tutukluluk süreci olan bu kişiler hakkında Anayasa Mahkemesi böyle bir kararı veriyor. Çok daha önceden yapılmış binlerce başvuru görüşmeyi beklerken, bu davadan yargılanan kişilerin tutukluluk halleriyle ilgili çok hızlı bir süreç işletilmiştir." 

"Bu aceleniz ne, ne oldu da bu kadar acele ettiniz?" diye soran Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:
"Bu konuda Mahkeme kesinlikle yetkisi olmadığı halde işin esasına girerek karar vermiştir. Üstelik yine hukuka aykırı bir şekilde önce kararı, günler sonra da gerekçeyi açıklamıştır. Sayın Başkan, bana daha önceleri bizzat kendisi söylemiştir; ‘Gerekçeyi hazırlamadan asla karar açıklamayız’ diye. Ama ne yazık ki şimdi ben bu olayı yaşayınca gerçekten çok üzüldüm ve buradan söylüyorum; çok kırgınım. Niye? O makamda olana dürüstlük yaraşır da onun için. Bana bunu söyledi. Çünkü önceki Başkanı gerekçe hazırlanmadan alelacele açıklanan kararlarda eleştiren bu arkadaşımız, bu defa alelacele böyle bir kararı açıklama konumuna gelmiştir. Geç de olsa kamuoyuna ilan edilen gerekçede ise her şey var, ama yapılan bu hukuksuzluğun izahı yok."

"İLK DERECE MAHKEME KARARINDA DİRENEBİLİRDİ"
Anayasa Mahkemesi’nin bu ülkede devletin ve milletin hakları, menfaatleri, çıkarları konusunda en fazla hassas olması gereken kurumların başında geldiğine vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ama bu kurum, üstelik de Başkanı'nın da içinde yer aldığı bir kısım üyeleri eliyle son dönemde Türkiye’ye yönelik en büyük saldırılardan birinin somut örneği olan bir konuda ülkesinin ve milletinin aleyhine karar almaktan çekinmemiştir" şeklinde konuştu.

İlk derece mahkemenin tutuklamayı casusluk suçundan dolayı gerçekleştirdiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:
"Hâlbuki ilk derece mahkeme de kararında direnebilirdi. Diren bakalım, o zaman Anayasa Mahkemesi ne yapacak, bir de onu görelim. Bence o verdiği kararda direnmiş olsaydı, inanıyorum ki dengeler çok daha farklı gelişecekti. Bu konunun yargının bağımsızlığıyla uzaktan yakından bir ilgisi alakası yoktur. Şu ifade de çok çirkin, Anayasa’dan o maddede bir yeri okuyor, ‘Anayasa Mahkemesi’nin verdiği karar herkesi bağlar.’ Doğru, seni de bağlar. Ben Cumhurbaşkanı olarak vatana ihanetin dışında hiçbir suçla suçlanmam. Ama Anayasa’yı korumak benim de görevim. Ben de diyorum ki, Anayasa’nın 104. maddesine uy. İlk fıkrasını alıp diğer fıkrasını bir kenara koyma. Bunun üzerinde de hassas ol."

"TAKDİR EDİLEN BİR ANAYASA MAHKEMESİ İSTİYORUZ"
Geçmişte yargının paralel devlet yapılanması örgütü tarafından çökertilmesi girişimine karşı mücadele ettikleri gibi bu konuda da aynı şekilde hareket etmek mecburiyetinde olduklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu açıklamalarda bulundu:
"Cumhurbaşkanı olarak Anayasa’ya göre Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ve Türk milletinin birliğini temsil etmekle, Anayasa'nın uygulanmasını devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını gözetmekle yükümlüyüm. Bu konuda kim yetki sınırlarının dışına çıkarsa karşısında da beni bulur. Anayasa Mahkemesi böyle bir yola girerse milletim adına ona karşı itirazlarımı dile getirmekten de çekinmem. Asıl bu tür girişimler, yanlışlar, haksızlıklar karşısında susarsam, milletimin adına, itimadına layık olmamış olurum; mesele bu. Kendi ülkesinin ve milletinin çıkarlarına saygı duymayan bir kuruma, kusura bakmayın, ne dedim? ‘Ben de bu karara saygı duymuyorum’ dedim. Kardeşlerim, Anayasa Mahkemesi’nin kendi varlığını ve meşruiyetini tartışmaya açacak bu tür yollara temenni ederim ki bir daha tevessül etmez. Biz eleştirilen değil takdir edilen bir Anayasa Mahkemesi istiyoruz."

"TÜRKİYE’NİN YENİ BİR ANAYASA’YA İHTİYACI VAR"
Tek başına bu meselenin dahi Türkiye’nin yeni bir Anayasa’ya ne denli ihtiyacı olduğunu ortaya koyduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Lafzı ne kadar değiştirilirse değiştirilsin, ruhunda sorun olan mevcut Anayasa’da ısrar etmenin hiçbir mantıki ve ahlaki tarafı kalmamıştır. Türkiye’yi darbe ve vesayet rejimlerinin ürünü anayasaya mahkûm edenler bunun hesabını verecektir. İşte Meclis’teki manzarayı görüyorsunuz. Çıkıyor Ana Muhalefet'in başındaki adam, ne diyor? ‘Diktatör bozuntusu.’ Bu ne terbiyedir, bu nasıl bir terbiyedir? Yani siz nasıl bir siyasetçisiniz, nasıl böyle bir ifadeyi kullanırsınız? Değerli kardeşlerim; bunlardan bir şey olmaz. Bunlar bu ülkede siyaset yapamaz. Tutturmuşlar bir şey; ‘biz başkanlık istemiyoruz.’ Şimdi dert başka, dert başka, onlar şunu görüyor; ‘Bu millet bizden başkan çıkarmaz’ diyorlar. Ondan dolayı da, ‘dertsiz başımızı derde sokmayalım, hiç olmazsa Parlamento'ya girelim’ diyorlar, dertleri bu. Sevgili kardeşlerim, bütün bunlarla beraber biri masadan kaçıyor, öteki ‘o yoksa ben de masada kalmam’ diyor. Çocuk oyuncağı mı bu? Burada yeni Anayasa’dan milletimizin geleceğine ışık tutacak inşallah bir neticeyi alalım."

İlginizi çekebilecek diğer haberler