"Ümit Verici Yenilik Yaşanmasını Bekliyorum"

Trakya Üniversitesi Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Sernaz Uzunoğlu yaptığı açıklamada, tıp dünyasındaki gelişmeler sayesinde yakın gelecekte metastatik meme kanseri tedavisinde çok sayıda ümit verici yenilik yaşanmasını beklediğini belirtti.

12-04-2018


Metastaz, kanser hücrelerinin kaynaklandığı organın dışına çıkıp diğer doku ve organlara sıçraması anlamına geliyor. Metastatik (ileri evre) kanser, dördüncü evre kanser anlamına geliyor. Meme kanseri hastalarının yaklaşık yüzde 10'u ilk teşhis anında metastatik evrede oluyor ve erken teşhis edilen vakaların yaklaşık üçte biri metastatik evreye kadar ilerliyor. Hastalık bu evrede kemik, akciğer, karaciğer ve beyin gibi organlara yayıldığından hastalığın bu evresi en ciddi evre olarak ele alınıyor. "İleri evre meme kanseri" ise hem lokal ileri evre (üçüncü evre) hem de metastatik evre kastediliyor. İleri evre hastaların sağ kalım oranları birinci ve ikinci evreye göre daha düşük olsa her hastanın sağ kalım süresi kendi tümör biyolojisine, metastatik evre dahi olsa hastalığın yaygınlık derecesine, metastaz yerlerine ve tedaviye verilen yanıta göre değişiyor. Eskiden metastatik meme kanserinin tedavi edilemeyeceği ve kesin olarak ölümle sonuçlandığı düşünülse de son yıllarda kaydedilen önemli gelişmeler sayesinde sağ kalım oranları önemli oranda artış sağlayarak hastalara umut veriyor.

Metastatik (ileri evre) meme kanserinin eskiden kesin olarak ölüme götüren bir hastalık olarak kabul edildiğini ancak bu durumun artık değiştiğini belirten Doç. Dr. Sernaz Uzunoğlu şunları söyledi:
"Metastatik meme kanserini, yenilikçi tedavi yöntemleriyle büyük oranda kontrol altına alabileceğimiz kronik bir hastalık haline getirmeyi hedefliyoruz ve bu hedefe her geçen yıl daha da yaklaşıyoruz. Bunun sebebi son yıllarda meme kanserinin artık tek bir hastalık olmadığının, birbirinden farklı moleküler alt gruplarının olduğunun ve her grubun farklı yolaklar kullanarak ilerlediğinin anlaşılmasıyla ve bu yolaklara yönelik akıllı molekül dediğimiz tedavi yaklaşımlarının uygulanıp tamamen kişiselleştirilmiş tedavilerin klinik pratiğimize girmesiyle mümkün olmuştur. Artık bu tedavilerle uzun yıllar hastalık kontrolü sağlanabilmekte ve hastalarımız metastatik evrede bile uzun yaşam sürelerine yaşam kaliteleri bozulmadan erişebilmektedirler. Bu alandaki ilerleme hızını göz önünde bulundurarak, belki de yakın gelecekte metastatik meme kanserini tamamen iyileştirmenin söz konusu olabileceğini de söylemek mümkün olabilecektir."

Doç. Dr. Sernaz Uzunoğlu, metastatik meme (ileri evre) kanserinin tedavisinde kaydedilen gelişmeleri şöyle özetledi:
"Son yıllarda tümör tedavisinde ve her türlü destek tedavisinde yaşanan gelişmeler ve yenilikler neticesinde artık bazı metastatik meme kanseri vakalarında hastalık kontrolünü uzun yıllar aynı kronik hastalıklarda olduğu gibi sağlayabiliyoruz. Özellikle bu yenilikçi tedaviler hastaların ve hastalıkların karmaşık yapılarını anlayıp, tümörlerin genetik profilini analiz ederek, hastaları uygun tedaviyle eşleştirmeyi ve onlara en iyi sonuçları sağlayacak tedavinin uygulanmasını sağlıyor. Hastalara en uygun olabilecek tedaviyi verdiğimizde alacağımız yanıt da bu oranda artacağından, hastaları hem psikolojik açıdan hem de yaşam kalitesi açısından çok daha iyi bir noktaya taşıdığımızı söyleyebiliriz. Aynı şekilde meme kanserinin alt gruplarından birini oluşturan ve hastaların yüzde 20'sinde pozitif olabilen C-ERB B2 veya diğer adıyla HER2 molekülü de kanserin ilerlemesini durdurabilmek için kullandığımız önemli bir hedef reseptördür. Son yıllarda bu reseptörü bloke eden ve bu grup hastalarımızın tedavisinde oldukça etkin olduğu bilinen trastuzumab tedavisine ek olarak bu yolağı çok daha güçlü bloke edebilen pertuzumab molekülünün de keşfi ve tedaviye eklenmesiyle bu reseptörü taşıyan oldukça önemli bir yüzdeyi kapsayan metastatik hasta grubumuzda sağ kalım oranlarımız neredeyse iki katına ulaşmıştır."

Metastatik meme kanseri hastalarının her aşamada yaşayabilecekleri endişelerini anlayabilen, sorgulayan ve destek olabilen, tedavi sürecini onlara gerçekten anlayabilecekleri bir şekilde aktarabilen, belirsizlik yaşatmayan samimi hekimlere ihtiyaç duyduğunu belirten Doç. Dr. Sernaz Uzunoğlu şöyle devam etti:
"Hekim hasta ilişkisinde en önemli nokta hastanın hekimine güvenmesidir. Hekim hastasına doğruya en yakın bilgiyi aktarmalı bunu yaparken de empatik davranmalı ve hastanın anlayabileceği uygun bir lisan kullanmalıdır. Hekim bilgi verirken ve tedavi ayrıntılarını açıklarken kademeli bir şekilde açıklamalı ve hastaya o andaki acısını ifade etme fırsatını da mutlaka vermelidir. Tanı ve tedavi sürecinde hasta yakınlarına da çok önemli görevler düşmektedir. Öncelikle hasta yakınları hekimin hasta yönetim şekline asla karışmamalıdırlar. Hastalığı ile ilgili bilgilendirilmesine engel olmamalıdırlar. Hastalar tanı sonrası değişik tepkiler verebilir, karmaşık duygular yaşayabilirler. Aile yaşamlarında ve sosyal yaşamlarında farklılıklar yaşayabilirler. Bu nedenle hasta yakınları, sosyal ve psikolojik açıdan ve gerektiğinde de fiziksel olarak hastaya destek olmalıdır. Bununla birlikte hekimler, sevdikleri kişinin geçirdiği değişiklikler karşısında çaresizlik hissine kapılan hasta yakınlarına da aynı psikososyal tavırla yaklaşmalı, hastaya faydalı olabilmeleri için onları da desteklemelidirler."

Doç. Dr. Sernaz Uzunoğlu farklı evrelerdeki meme kanserlerinin tedavisinde izlenen yöntemler konusunda şu bilgileri verdi:
"Meme kanserinde erken evrede tanı koyabilmek diğer tüm kanserlerde olduğu gibi tedavi başarısı açısından oldukça önemlidir. Hastalık meme ve koltuk altı lenflerinin dışında başka doku ve organlara yayılmamışsa hastanın tümörden tamamen kurtulma şansı yüksektir. Lokal ileri evre hastalıkta da tümörü kemoterapi ile küçülterek cerrahi yolla tamamen vücuttan temizleme ve böylece hastalığı yenme şansımız büyük oranda var. Metastatik evreye ulaşmış meme kanserlerinin tamamen iyileşme şansı çok düşük olsa da hastaların yaşam süresini uzatmak ve yaşam kalitesini artırmak tabii ki mümkün. Ayrıca metastatik meme kanserinde çok az sayıda ama önemli bir alt grup hasta, örneğin tek metastazı olan hastalar, bu metastazlarının cerrahi yolla tamamen çıkartılması yoluyla tamamen kür şansına ve uzun yaşam sürelerine erişebilirler. Metastatik meme kanseri başlıca üç alt gruba ayrılır: Hormon reseptör pozitif, HER2 pozitif ve üçlü negatif. Bu alt grupların özellikleri birbirinden farklıdır ve hepsi farklı şekilde tedavi edilir. En büyük hasta grubu östrojene duyarlı olan hormon reseptör pozitif gruptur ve bu grup hastanın tedavisinde kemoterapiden daha çok hormonal tedavi kullanılmaktadır."

Hiçbir zaman "yapacak hiçbir şeyimiz kalmadı" şeklinde açıklamalar yapılmaması gerektiğini belirten Doç. Dr. Sernaz Uzunoğlu şunları söyledi:
"Son evrede bile olsa hastalarımızın yaşam kalitesinin artırılması, hastalığı ile ilgili şikayetlerinin, ağrılarının dindirilmesi gibi ona destek olabilecek tedavi yöntemlerinin devam etmesi ve hastanın umudunun tamamen tükenmemesi gerekmektedir. Amacımız öncelikle hastanın yaşam kalitesini bozmadan ona en uygun tedaviyi verebilmektir. Bununla birlikte yeni tedaviler ve gelişmeler öylesine büyük bir ivmeyle ilerlemektedir ki hem hastalarımız ve hem de biz hekimler için bu çok ümit verici bir durumdur. Meme kanserinde hem erken evrelerde hem de ileri evrelerde hastalarımızın uzun ve sağlıklı yaşamalarına devam etmelerini sağlayan, hatta yaşam kurtaran kişiye özel tedaviler bulunmaktadır. Devam eden çalışmalar sayesinde de tedavi seçenekleri gittikçe artacaktır. Hastalarımız hiçbir zaman gerçeklere ve bilimsel kanıtlara dayanmayan tedavi seçeneklerine yönelmemelidirler."

İlginizi çekebilecek diğer haberler