“Oynanan Oyunlar, Müslüman Ülkelerde Oynanıyor”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Dünyada oynanan bütün oyunlar, halkı Müslüman olan ülkelerde oynanıyor. Bakıyorsunuz, ‘Allahu Ekber’ diyerek öldüren Müslüman, aynı şekilde ‘Allahu Ekber’ diyerek ölen de Müslüman" dedi.

29-04-2016


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İmam Hatipliler Derneği ÖNDER tarafından düzenlenen İmam Hatip Gençlik Buluşması programına katıldı. Sinan Erdem Spor Salonu’nda gerçekleştirilen törende program kapsamında düzenlenen etkinlikleri izleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan bir konuşma yaptı. Konuşmasının başında, geçen hafta kutlanan Kutlu Doğum haftasına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yıl dönümünün herhangi bir yıl dönümü gibi değil, manevi bir yeniden diriliş olarak kutlandığı ölçüde anlamlı olduğunu söyledi.

"TÜM ÜMMETİN DE UMUDUSUNUZ"
İmam Hatip Okulu mezunu oluşunu, bugüne kadar taşımaktan daima şeref duyduğu ve bundan sonra da gururla taşımayı sürdüreceği bir unvan olarak gördüğünü belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Son dinin ve son Peygamber'in bendeleri ve günümüzdeki hizmetkârları olarak, rahmetli Mehmet Akif Ersoy’un özlemini çektiği ‘Asım’ın Nesli’ olarak, üstat Necip Fazıl’ın ‘Zaman bendedir ve mekân bana emanettir şuurunda bir gençlik’ diyerek tarif ettiği gençler olarak unutmayın; sadece bu milletin değil, aynı zamanda tüm ümmetin de umudusunuz" diye konuştu. Bu bilince sahip olmayan bir İmam Hatip okulu mezununun, sıradan bir diploma sahibi olmanın ötesinde bir anlamının olmadığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Eğer ‘İmam Hatipliyim’ diyorsanız, hayatınızın sonuna kadar gururla, şerefle ama bir o kadar da sorumlulukla taşıyacağınız bir görev üstlenmişsiniz demektir. Bizler, İmam Hatip’te okumanın fikir ve gönül dünyamıza neler kattığını çok iyi biliyoruz" sözlerine yer verdi.

"İMAM HATİPLER SEÇKİN EĞİTİM KURUMLARINA DÖNÜŞTÜ"
Türkiye’de bir dönem inancından, tarihinden, kültüründen ve kendisine ait tüm değerlerden uzak bir nesil yetiştirme projesinin uygulandığını, bunun için eğitim sisteminin altüst edildiğini, hatırlandığında utanç verici haksızlık ve hukuksuzlukların yapıldığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerine şöyle devam etti: "Bilmiyorlardı ki, milletin bağrında yetişen bu tohumların boy vermesinin, meyveye durmasının önüne geçilemez. Nitekim milletimiz eline geçen her fırsatta bu okullara destek oldu, İmam Hatipleri adeta küllerinden yeniden inşa etti. Kapısına kilit vurulmak, öğrencilerinin geleceği karartılmak istenen İmam Hatipler, bu ülkeye cumhurbaşkanı, başbakan, bakan, milletvekili, belediye başkanı, bürokrat yetiştiren seçkin eğitim kurumlarına dönüştü. Daha yakın zamanda, 28 Şubat döneminde boğulmak istenen, öğrenci sayıları 600 binden 60 bine indirilen İmam Hatip nesli, günümüzde kolejlerle yarışıyor. Bu okullara mecbur kalan veya mecbur bırakılan değil; kendisine iyi bir gelecek hazırlamak ve bunu inancına, kültürüne, tarihine, medeniyetine sahip çıkarak yapmak isteyen gençlerimiz gidiyor."

"İMAM HATİP GENÇLİĞİ HAMDOLSUN DİMDİK AYAKTA"
28 Şubat süreci sonrasında 60 bine düşen İmam Hatip okullarının öğrenci sayısının, bu yıl 1 milyon 207 bine yükseldiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Peki, bu okulları kapatmak için her yola başvuranlara ne oldu derseniz? Evet, onlar tedavülden kaldırılıp tarihin tozlu raflarına havale edildiler. İmam Hatip gençliği ise, işte burada hamdolsun dimdik ayakta" dedi ve İmam Hatip öğrencilerine, "Benim İmam Hatip neslinden bir isteğim var. İtikadınızdan şüphem yok; ibadetinizde, muamelatınızda ve ahlak anlayışınızda sizleri örnek bir gençlik olarak görüyorum. Böyle olmalısınız. Eğer böyle olmazsanız, o zaman anneleriniz babalarınız, biz büyükleriniz çok ama çok üzülürüz." tavsiyesinde bulundu.

"BÜTÜN OYUNLAR, MÜSLÜMAN ÜLKELERDE OYNANIYOR"
Dünyanın her yerinde Müslümanlar'ın ciddi sıkıntılar, krizler ve baskılarla karşı karşıya olduğuna dikkat çekerek, "Asıl acı olanı da, bu zulümlerin çoğunu Müslümanlar'ın kendi kendilerine yapmalarıdır" diyen Erdoğan, şunları ekledi:
"Dünyada oynanan bütün oyunlar, halkı Müslüman olan ülkelerde oynanıyor. Bakıyorsunuz, ‘Allahu Ekber’ diyerek öldüren Müslüman, aynı şekilde ‘Allahu Ekber’ diyerek ölen de Müslüman. Böyle bir durum olabilir mi? İstisnalar hariç, canlı bomba eyleminde kendini patlatan sözde Müslüman, o patlamada ölenler yine Müslüman. Bu yürek paralayıcı manzara bize, şu 3 önemli tehlikeye, şu 3 önemli fitneye karşı dikkatli olmamız gerektiğini gösteriyor."

Bu tehlikelerin mezhepçilik, ırkçılık ve terör olduğunu söyleyen ve bu tehlikelerle ilgili değerlendirmelerde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Müslümanlar'ın yeniden izzetlerini, onurlarını, haysiyetlerini yükseltmek istiyorlarsa, öncelikle bu 3 fitneyi bertaraf etmek mecburiyetinde olduklarını vurguladı. Dinin sahibinin Allah olduğunu, Müslümanlar'a düşenin ise kendi varlık ve geleceklerine sahip çıkmak olduğunu ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Maalesef, Müslümanlar'ın en büyük çatı örgütü olan İslam İşbirliği Teşkilatı içinde, en temel konularda dahi uzlaşmaya varabilmek, eyleme dönüşecek kararlar alabilmek bile mümkün olamıyor. İnşallah bu iki yıllık dönemde bunu başarmaya çalışacağız" şeklinde konuştu.

"ÇOK ÖNEMLİ HİZMETLER İFA EDİYOR"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Müslümanlar'ın dünyada hak ettikleri yere gelebilmek ve arzu ettikleri itibarı elde edebilmek önce dinlerini ve tarihlerini iyi öğrenmesi gerektiğine vurgu yaptı ve şu değerlendirmelerde bulundu:
"Açık konuşuyorum; Osmanlı'nın son dönemlerinde, ülkenin en önemli ilim ve irfan kaynakları olan medreselerin yozlaşması büyük sıkıntıya yol açmıştır. Cumhuriyetle birlikte bunların toptan kaldırılması ise daha büyük bir kayba ve boşluğa neden olmuştur. Onca badireye rağmen bugün dahi, ilim ve irfan bakımından öne çıkan kişilerin önemli bir bölümünün, bu vasıflarını geleneksel medrese eğitimine borçlu olduklarını görüyoruz. İmam Hatipler ve İlahiyat Fakülteleri elbette çok önemli hizmetler ifa ediyorlar. Ama eğitim gücü ve derinliği bakımından bu kurumların, medrese geleneğinin binlerce yıllık birikimine henüz yetişemediği ortadadır. İlim, irfan ve gönül kapılarının kapandığı; zayıfladığı yerlerde ortaya çıkan boşluğu, ya kendi çıkarları için ülkelerini ateşe atmaktan çekinmeyen diktatörler, ya da terör örgütleri doldurdular."

"HÂKİM OLAN DÜZEN, ARTIK ÇATIRDAMAKTA"
Müslümanlar'ı zalim diktatörler ile onlardan daha zalim terör örgütleri arasında seçim yapmaya zorlamanın adil olmadığının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendisini dinleyenlere hitaben, "Son birkaç yüzyıldır dünyaya hâkim olan düzen, artık çatırdamaktadır. Yaşanan sancılar, üst üste gelen krizler yeni bir değişim dalgasının habercisidir. Bu süreci çok iyi değerlendirmeliyiz. İslam dünyasının umudu Türkiye’dir, bunu böyle bilesiniz. Türkiye’nin umudu da sizlersiniz, bunu da iyi bilesiniz. Bunun büyük bir sorumluluk olduğunu biliyorum. Ama bu kaçışı, mazereti, telafisi olmayan bir görevdir" diye seslendi.

Sezai Karakoç’un, "Sakın kader deme, kaderin üstünde bir kader vardır / Ne yapsalar boş, göklerden gelen bir karar vardır" dizelerini okuyarak, "Kaderin üstündeki kader ne karar vermişse, bizim yaşayacağımız da odur" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ben, İmam Hatipliler'e, Türkiye’yle birlikte tüm ümmetin, hatta tüm insanlığın geleceğini inşa etme vazifesinin adeta verildiğine inanıyorum. Her bir İmam Hatipli kardeşimden bu şuurla çalışmasını, kendini yetiştirmesini, mücadele etmesini bekliyorum" ifadelerini kullandı.

"TARİHİNİ UNUTAN BİR MİLLET HAFIZASINI DA YİTİRİR"
Konuşmasında tarih öğrenmenin önemine değinerek, tarihini unutan bir milletin hafızasını da yitireceğini bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Tarihimizle irtibatımızı kesmek için okul kitaplarından filmlere kadar her alanda öylesine planlı ve titiz bir çalışma yapılmıştır ki, milletimizin önemli bölümü hayata ve geçmişine bu yalanlar üzerinden bakar olmuştur" eleştirisinde bulundu. "Yıllarca bize, Birinci Dünya Savaşı’nda her yerde yenildiğimiz, tamamen çöktüğümüz, hezimete uğradığımız öğretilmiştir, değil mi? Hâlbuki yabancı harp tarihi uzmanlarının eserlerine, döneme ilişkin hatıratlara, askerî belgelere bakıyorsunuz, bambaşka bir manzara" diye konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Osmanlı'nın; Doğu, Batı ve Güney cephelerinde, hem sayısal, hem teknolojik olarak kendinden kat kat üstün kuvvetlere karşı, inanç ve cesaretle mücadeleler verdiğini, kimi cephelerde yenip kiminde yenildiğini; ama mücadeleyi asla bırakmadığını söyledi.

"HAFIZASINDAN KAZINMAYA ÇALIŞILMIŞTIR"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, zor şartlarda verdiğimiz mücadelede kazandığımız zaferlerin dahi, birileri tarafından özellikle milletten gizlendiğine dikkat çekti ve konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Çanakkale Savaşı, geçtiğimiz yüzyılın en önemli savaşlarından biri olmasına rağmen, yakın zamana kadar hakkıyla anılmamış, yeni nesillerin zihnine nakşedilmemiştir. Hele, yarın 100. yıl dönümünü idrak edeceğimiz bir Kutü’l Amare zaferimiz var ki, adeta unutturulmaya, tarih sayfalarından ve milletimizin hafızasından kazınmaya çalışılmıştır. 1915’te başlayıp 1916’nın 29 Nisan gününe kadar devam bu büyük zaferin kahramanlarını, Süleyman Askeri’yi, Ali İhsan Sabis Paşa’yı, Nurettin Paşa’yı, Halil Paşa’yı rahmetle, saygıyla, minnetle yâd ediyorum. İngilizler'in, çoğunluğu Hintliler'den oluşan güçlü bir orduyla kısa sürede Bağdat’ı ele geçirme hayalleri, önce Selman-i Pak’ta, sonra Kutü’l Amare’de hezimete dönüşmüştür. O güne kadar verdikleri on binlerce kayba ilave olarak, 29 Nisan 1916’da 5’i general 500 subay ve 13 bin askerle Halil Paşa’ya teslim olan İngiliz Ordusu için bu tarih, kara bir gündür. Ama sanki bu tarih İngilizler için değil de bizim için utanç günüymüş gibi Kutü’l Amare’yi kendi milletimizden, özellikle yeni nesillerden adeta sakladılar."

Yarın kendisinin, Başbakan Ahmet Davutoğlu ve Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’ın da katılımıyla gerçekleşecek törende, bu zaferin şanına yakışır bir şekilde resmen anılacağını açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çanakkale Savaşı, Sarıkamış Harekâtı, Kutü’l Amare, Kanal Seferi ve Gazze Savunması gibi savaşlara işaret ederek, "Herkesin Osmanlı ordusunun dağılıp gideceğini sandığı Birinci Dünya Savaşı şartlarında verilen bu mücadeleler sayesinde bugünkü vatanımızı muhafaza edebildik. Bu bakımdan, tarihimizin ayrılmaz bir parçası olan bu mücadelelerin hepsi de, en az Kurtuluş Savaşımız kadar önemlidir, değerlidir. Esasen İstiklal Harbimiz, bu savaşların son ve yeni devletimizin kuruluşuyla neticelenen bir halkasından ibarettir" değerlendirmesini yaptı.

"BU DAVA ZOR BİR DAVADIR"
Bugün Türkiye sınırlarında ve terör örgütünün eylem yaptığı ilçe ve şehirlerde kahramanca mücadele eden asker, polis ve korucuların, aynı mücadeleyi farklı bir biçimde verdiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları ekledi:
"Bu vesileyle, Malazgirt’ten beri, bu toprakları bize vatan kılmak uğrunda hayatlarını kaybeden tüm şehitlerimizi rahmetle anıyorum. Ömürlerini İlayı Kelimetullah davasına adayan tüm gazilerimizi rahmet ve minnetle yâd ediyorum. İmam Hatip neslini, işte bu kadim davanın günümüzdeki temsilcileri olarak görüyorum. Evet, Üstadın dediği gibi ‘bu dava zor bir davadır’; ama ben burada bulunan her bir arkadaşımın gözünde buna talip olacak azmi, kararlılığı ve cesareti görüyorum."

İmam Hatip okullarının, Kur’an ve diğer temel bilimlerin yanı sıra, Hz. Peygamber’in hayatını öğretmeleri sebebiyle ayrıca önemli olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendisi ve dört çocuğu bu okullardan mezun olmuş biri olarak, okul döneminde aşılanan Peygamber muhabbetini büyük bir ayrıcalık olarak gördüğünü ifade etti. "Dikkat ediniz, Peygamberimiz'in aziz hatıraları başta olmak üzere, İslam medeniyetinin değerlerine bizim kadar hürmet gösteren, bizim kadar samimiyetle sahip çıkan pek az millet vardır. İmam Hatipler bu kutlu geleneğin önümüzdeki en önemli temsilcileri haline gelmiştir" ifadelerine yer veren Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasını, programı düzenleyen İmam Hatipliler Derneği ÖNDER’e teşekkür ederek tamamladı.

İlginizi çekebilecek diğer haberler